Bütün zavallıların erdemi gibi, benim de erdemim iyi bir nitelik ya da değer olarak görülmeyecek, bir tür aptallık ya da basitlik sanılarak aşağılanacak, yoksulluktan da fazla hor görülecekti.
Otobüstekileri, arabadakileri, yayaları, hiçbir şeyi algılamadan, yürüyen kalabalığın arasında görmeyen gözlerle yuvarlanan, sulara fırlatılmış bir çakıl taşıydım yalnızca.
Tüm satırların altını teker teker çizmemek için zor tuttum kendimi. Bu denli güçlü bir kadının hayatını okumak ilham vericiydi. Aslında yaşadığı tüm bu olumsuzluklar, girdiği bu durum, küçük yaşta başına gelen olaylardan kaynaklanıyor. Hayat aslında sillesini vurmuştu da bunu devam ettiren Firdevs'ti. Sonunda her şeyin farkına varıp kendini korumaya çalışması ve bunu her şeyi göze alarak yapması pahabiçilemezdi. Fakat sonunda yazarın da dediği gibi; onun sularında yüzüyordum, çıplaktım ve yüzmeyi bilmiyordum. Fakat ne soğuğu hissediyor, ne de boğuluyordum...