Mehmet Rauf'un bir çırpıda bitirebileceğiniz kısa bir kitabı. Kitap 1912 de kaleme alınmış.
Kitapta İzmir'den amcasının yanına, İstanbul'a gittiği zaman büyük bir hayal kırıklığı yaşayan genç bir kızın günlük tarzında yazılmış anılarını okuyorsunuz. Kız İstanbul'u öyle güzel öyle masalsı hayal etmiş ki oraya varıp da yaşamaya başlayınca İstanbul'un o kadar da güzel olmadığını anlıyor.
Bir erkek yazarın bir kadının günlüğünü yazması bakımından da oldukça şaşırtıcı bir eser. Şöyle ki eseri okurken gerçekten onu bir kadının yazdığını zannediyorsunuz, Mehmet Rauf'un kalemi o kadar kuvvetli ki bize derin mesajlar vermeyi de başarıyor.
Ana karakter Pervin'in İstanbul'a geldikten sonra başta amcası, ikinci eşi ve çocuklarının aslında ne kadar soğuk, geri kafalı, asabi ve bencil insanlar olduklarını, İstanbul'un hiç beklediği gibi bir yer çıkmaması ruhunu acıklı bir hale büründürür. O buhran dolu günlerde evlerine gelen Behiç isimli şair bir beyin konuşmalarından etkilenir ama zamanla Behiç'in kendisine varlıklı bir kadın aradığını öğrenince yine hayal kırıklığına uğrar.
Özetlemek gerekirse Pervin'in içsel sıkıntılarını ve etrafındaki insanlardan beklediğini bulamamasını okudum.
Bir erkek yazardan bir kadının hissettiklerini bu kadar başarılı bir şekilde okuyabilmekte beni ayrıca mutlu etti.