Damızlık Kızın Öyküsü okuduğum ve kalemine hayran kaldığım için yazarın kitaplarını yağdırmışım resmen.
Buna rağmen bu bolluk içerisinde ben Margaret Atwood’tan okuduğum ikinci kitap oldu; Antilop ve Flurya.
Kitabın konusuna değinmeye çalışacak olursam; olaylar Kar Adamı yani Jimmy’nin ağzından yazılmış. Kar Adamı, Flurya ve Antilop kitabın içerisinde sürekli karşımıza çıkan 3 karakter ve olaylar 2 farklı zaman içerisinde yazılmış. Bir bakıyorsun olaylar olmuş, ama ne olmuş? Bir bakıyorsun hiçbir şey olmamış. Ama olacak bekliyorsun.
Ve kitap içerisinde insanlık ikiye ayrılmış; biri zekilerin, zenginlerin, şirketlerin yaşadığı güvenlikli siteler(hayalimde şehir gibi canlandı), diğeri düzeni eleştirip kafa tutanların yaşadığı Avam Diyarı. Sitelerde ‘sorgulamazsan mutlu olursun’ kuralı ile yaşansa da aslında alt mesajda ‘sorgulamazsan canlı kalırsın’ demek istiyorlar. Bu sistem içerisinde yaşayanlardan Flurya ise zekasının resmen ayaklanıp yeni bir insana bürünmesi ile dur duraksız artan nüfusa müdahale etmek için bir proje geliştiriyor. Ve bu dönüm noktası oluyor.
Kitabı yorumlayan insanlar demiş ki; kitap üstopya kategorisine girer diye. O ne demek diye araştırdım, öyle bir kelime olmamakla beraber, distopya ile ütopya karışımı gibi bir şey anlamına geliyormuş. Yani bu üstopya sana diyor ki; anlaman için 40 fırın ekmek yemen lazım. Ben 30 fırında kalmışım herhalde, tam anlamamakla beraber hikayeden bir şeyler kaptım gibi.