Recep Yeşildağ

Recep Yeşildağ
Türkçe Öğretmeni
Dokuz Eylül Üniversitesi
10 Nisan
120 okur puanı
Aralık 2019 tarihinde katıldı
Puan vermedi·180 syf.··
2020 44. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 21 Nisan 2020 09:48
"Gurur" mu daha ağır basar, "Açlık" mı? Evet,Knut HAMSUN abimiz bunun cevabını bulabileceğimiz gerçekten çok çok güzel bir eser bırakmış.İnsan psikolojisini o kadar güzel işlemiş ki bir anda kahramanimizdaki açlığı siz de hisseder oluyorsunuz.Tabi bunu hissedebilmek içinde kahramanımız kadar olmasa da ona yakın bir açlık çekmiş olunmalı.Aramizda da bunu çekmeyen pek yoktur. Gazeteci-Yazar olabilmek için yazılar yazmaya çalışan,sefil bir hayat sürüp giden,ara sıra doğru yazmayı basarabilip aldığı üç beş kuruşla günü kurtarmaya çalışan isimsiz kahramanımız ele alınmış kitapta.Kitabin tamamında açlığı iliklerinize kadar hissediyor;düğmeleri dahi rehin bırakırken,bir sürü kişiden borç istemek zorunda kalırken belkide kendinizi bulduğunuz oluyor,gözleriniz yaşarip bogaziniza bir şeyler toplanırken buluyorsunuz kendinizi. Kitapta kahramanimizin aşırı derecede onurlu ve gururlu oluşu yer yer canımı sıktı.İnsan fizyolojik ihtiyacını karşılamaktan aciz iken nasıl oluyor da onur ve gururu bu kadar abartabiliyor ve aynı şekilde aşk,sevda,cinsellik gibi haz duyabileceği şeyler peşinde kosabiliyor orada takıldım doğrusu.Genel itibariyle açlığı ve açlığın zorladığı gururu arasında gidip gelen bir kişinin psikojik çözümlemesi gerçekten başarılı bir şekilde yansıtılmış.
AçlıkKnut Hamsun · Kum Saati Yayınları · 200735,8bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kalın bir toz tabakasıyla kaplı masada birkaç yaprak kağıt; işte bütün servetim
Yaşamak, başkaları kadar benim de hakkım değil miydi? Eski kitapçı Pascha, sevkiyatçı Hennechen kadar? Yoksa omuzlarım mı yoktu bir devin omuzları gibi.
Adam parayı aldı, bakışlarıyla beni inceliyordu. Durmuş, ne diye bakıyordu böyle? içimde, onun, bilhassa pantolonumun diz kapağını incelediği hissi uyandı; bu yüzsüzlük yordu beni. Yoksa bu serseri, beni göründüğüm kadar fakir mi sanıyordu?
Ben bir dev gibi kuvvetliydim, omuz vurup bir arabayı durdurabilirdim. İnce, acayip bir hal, berrak bir umursamazlık duygusu sarmıştı beni.