Recep Yeşildağ

Recep Yeşildağ
Türkçe Öğretmeni
Dokuz Eylül Üniversitesi
10 Nisan
120 okur puanı
Aralık 2019 tarihinde katıldı
Puan vermedi·284 syf.··
2021 3. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Ocak 2021 08:50
Değişen zamanlar,değişen hayatlar,değişen insanlar ve bunların karşılaştığı Cihangir'deki küçük pis bir ev... Kaç ömür sığar bir yaliya,kim bu kadar bağlı olur gecmisine? Tabiki de paşa torunu Leyla ya da onun istediği haliyle Leyla Hanım. Bazı insanlar geçmişine sımsıkı bağlıdır.bazilari insanlardan nefret eder.bazilari hurafecidir.bazulari çıkarcı.Kitapta eski İstanbul ve insanların iç güzelliği o kadar güzel anlatılmış ki devamında ise insanların güzelim İstanbul'u nasıl cirkinlestirildigine de yer verilmiş.ic tahliller mükemmel işlenmiş.Birbirinden farklı kişilikleri küçücük bir evde buluşturmayı başarması Zülfü Livanelinin ne kadar usta bir yazar olduğunu göstermiş.Genclerin yanlış yetiştirilmesi,ülkemizdeki çıkar kavgası ve riyakarlik,hacı hoca saplantılı insanlar çok güzel elestirilip resmedilmiş.kitaba gelecek olursak: Hile ile yalının yanındaki küçük evini alan iş adamı Ömer Bey Leyla'yi kapı dışarı eder ve onu da Cihangir'de gazetecilik yapan eski mahalleli gazeteci Yusuf evine götürür.Orada yeni bir hayata başlayan Leyla başka insanların hayatlarına dokunur ve onların kişiliklerini değiştirir.Ozellikle insanlardan nefret eden Rukiye'yi(Roksy) bambaşka bir insan yapar.Leyla Hanım da değişir.Kucuk evini Ömer Bey'in babası asıl uşak Ali Rıza efendi gelini Nejla'yi dayanamayıp öldürünce ve oğlu da Leyla ya evinin tekrar verilmesini söyleyince Leyla evine döner ama o eski Leyla değildir artık.yali da eski yalı değildir.Dedesinin kendi doğumu şerefine diktirdigi yasemin ağacını nejla kestirince Leyla artık eskiyor bağının koptuğunu düşünür.Bu duruma dayanamayıp ölür ve vasiyet olarak da evi Yusuf ile Rukiyenin kızları Leyla yabirakir.
Leyla'nın EviZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 201735,4bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·112 syf.··
2021 2. kitabı
Hastalığı ve hastanenin o soğuk yüzünü iliklerinize kadar hissetmeye cesaretiniz var mı?Yazarın da dediği gibi hastalarin halini hastalar anlar.Eger ciddi bir hastalık ya da ameliyat gecirmediyseniz bu hasta çocuğu anlamayabilirsiniz. On beş yaşında hasta bir çocuk.Bir tarafında bacağındaki amansız ağrılar ve hastalık;diğer tarafta kalbini acıtan, sevgisini söyleyemedi Nüzhet. Yazarımız olayları çok güzel ve sade bir şekilde bize sunmuş.Gereksiz sundurmelere girip bogmamis konuyu.Ozellikle kişi ve mekan tahlilleri mükemmel.O çocuğun hastalığını bir anda sizler de hissediyorsunuz ve bacağınızda ağrı varmış gibi ovalama ihtiyacı duyuyorsunuz.Kitap sizi içine alıp götürüyor ve nasıl bittiğini bilmiyorsunuz. Bir gencin bacağındaki ağrısı, Paşa Bey'in kızıyla sevdası ve onun başka biriyle nişanlanacak oluşu.Ardindan bacağını kaybetmekten kurtulmak için hastanede geçirdiği acılı gunler ve çektiği acılar sonunda hastalığının düzelmesi. Kitabın sonu biraz yarım kalmış gibi ve tek eksik nokta ise kitapta eski Türkçe sözcüklerin kullanılmakta olması ara ara sözlüğe bakma ihtiyacı doğuruyor .
Dokuzuncu Hariciye KoğuşuPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 2022121,2bin okunma
Puan vermedi·429 syf.··
2021 1. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 02 Ocak 2021 09:45
Uğultulu Tepeler... Çok defa karşıma çıktı ve hep erteledim ama şimdi pişmanlık duydum neden erteledigime dair. Kitap her bölümde ayrı bir duygu veriyor size.Etkileyici bir üslupla yazıldığı su götürmez bir gerçek.Kitabin içerisinde nefret, aşk,ihtiras,intikam size her sayfada adeta el sallıyor.Şunu da unutmamak gerekir ki aşk insanı bazen bir canavara dahi cevirebiliyor.Şaheserler arasına girmiş akıcı bir kitap.Hic sıkılmadan okunabilecek bir tatta.
Uğultulu TepelerEmily Brontë · Antik Kitap · 201458,1bin okunma
Puan vermedi·632 syf.··
2020 76. kitabı
·
34 günde okudu
·
Okunma: 12 Aralık 2020 08:37
Her seferinde karşıma çıkan ve hep ertelediğim bir kitapti.Simdi anlıyorum ki ben de OBLOMOVLUK yapmışım. Bir tarafta İlya İlyiç;donuk hayatın,dünyanın telaşından kaçışın,rahatına duskunlugun,anlamsız günlerin gecelerin sahibi kişi;diğer tarafta onu can dostu ,tam zıt özelliklere sahip Ştolz. İlya İlyiç"in donuk hayatına renk katmaya çalışan dostu ştolz İlya İlyiç (Oblomov)'in tek aşkı Olga'yi onun hayatına soktuktan sonra Oblomov'un hayatı rengarenk olur.Oblomov ile Olga'nin aşkları başta her şeyi toz pembe yapsa da sonradan Oblomov'un Oblomovluktan vazgecemeyecegi gerçeği aşklarını bitirir ve Oblomov kenar mahallede bir evde Oblomovka gibi olmasa da Oblomovluga devam eder ve aşkı Olga'nin hasretiyle yaşayıp hayatıni tembellik,miskinlik,tek duzelik,hayatın Savaşı'ndan uzak,tek derdi uyumak olacak şekilde tüketir. Yazar edebiyata bu kitapla beraber OBLOMOV,OBLOMOVLUK terimlerini de kazandırmıştır.baslarda sıksa da sonrasında tutkulu bir sekilde devam eden ve sizi oblomovluktan kurtulmalıyim demeye iten bir kitap...
Oblomovİvan Gonçarov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202150bin okunma
Puan vermedi·481 syf.··
2020 71. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 02 Temmuz 2020 11:21
Yazarligin zekâtını etrafta yazarım diye gezenlere versen de nasiplenseler be üstat!.. Bu kitap için ne desem ne söylesem onu açıklamaya yetmez.Aklınızı başınızdan alacak,kitabın içindeymiş hissi uyandıracak,sanki kitaptaki bir kahramanmissiniz da olayları siz yasiyormussunuz gibi gelecek; aşkın,nefretin,yanlış toplum düzeninin,emeğin,sevginin ilmek ilmek işlendiğini göreceğiniz mükemmel bir kitap. Kitap ülkemizdeki hukuk düzeninin(!) ne kadar düzensiz olduğunu igneleyerek dile getirmiş.Ayrica dile gereken önemin verilmediğini,internetin iyi ve kötü yanlarının olabilecegini,gençlerin bu internetten nasıl kötü etkilenebilecegini,gençlerin ergenlik dönemindeki durumlarını,toplumun yargısız infazını,savaşın dünyayı ne hale getirdiğini,gerçek aşkın ne demek olduğunu,ne kadar kötü durumda olursak olalım silkelenip ayağa kalkabilecegimizi...Bunun gibi birçok alanda mesaj veren tüm dersler kitabı gibi bir şey olmuş açıkçası. Kitap sizi asla sıkmayacak bir düzen içinde ilerliyor.Bircok yerinde derine inmeden tarihi bilgiler de veriyor.Ozellikle Struma gemisi eminim sizi de çok etkileyecek.Sadece kitabın ortasında bir otuz kırk sayfa aynı konu üzerinde gereksiz bir uzatma olduğu için o anda ufak bir bezginlik gelebilir ama o da nazar boncuğu olsun. Konusuna gelecek olursak:İstanbul Üniversitesinde halkla ilişkiler bölümünde çalışan Maya Duran'ın üniversitede konuşma yapmak için gelen,yıllar önce İstanbul'da bulunup hayatının aşkını yaşayan ve son kez o aşkına veda için gelen profesör Maxilimian Wagner'e yardımcı olarak gorevlendirmesiyle başlayan olaylar Maya'nın profesör hakkında öğrendiği bilgilerden sonra aralarında bir dostluk başlar.Profesor için elinden geleni yapıp onu ölüm döşeğinde ziyaret eden ve huzura kavuşturan Maya'nın dostluğu ustalıkla anlatılmış.
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020164,2bin okunma