Ezel

O zaman söylemek arzusuyla kalbi çarpıyor, sonra tekrar kendini tutarak bir bahane bulup baş ağrısından bahsetmek için uğraşırken gürleyerek ağlamak arzularıyla pençeleşiyordu.Bunların böyle son derece şiddetlendiği saatler olduğu gibi, hayatı geldiği gibi kabul ettiği zamanları da oluyordu.Fakat bir şey onu,hayatını karanlık ve ümitsiz görmeye sevk ediyor gibi,o zamanlar da, Lakin bedbaht değil miyim?Niçin böyle lakayt duruyorum?diye kendini mateme sevk ediyor,tekrar onu kıymetli bir zevkle işgal edip lezzetle zehirleyen fikirlere geçiyordu.Evvelden iş görürken bunları düşünemez,işini bitirince dalardı;fakat sonra sonra basit işleri bile yaparken düşünmeye alıştı.artık bu her kalıba, her renge girebilen bir fikri meşguliyet,bir haletiruhiye oldu.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Hayatını sevilecek saadetle yaşanılacak bir hayat gibi görememek endişesi bir telaş oluyor birkaç zamandır zihnini işgal eden şeylerin hissedilmeyen bir zehirle tesir ederek onu ne derece harap ettiğini gösteriyordu.
İnsan gariptir nasıl birbirine alışıyor.
Azıcık fedakârlığa katlanmayınca hiçbir şeyi yapmak mümkün değildir.
Goethe'nin dediği gibi,
Layık olan kazanır ve kazanamayan layık değildir.