Azil kitabında Hakan Günday çok zor aynı zamanda düşündürücü bir soru soruyor.
İnsanların mutsuzluğu gereklilik mi? Yani şunu sormak istiyor insanlar neden mutsuz ve buna neden mahkum?
Ben bunu şöyle açıklamak istiyorum insan denilen varlık doyumsuz ve yetinmeyen bir varlık, hayali veya istekleri gerçekleşene kadar uğraşıp uğraşmamasından bağımsız mutsuz olan gerçekleştikten sonraysa yeni hedefler yeni istekler belirleyip yine mutsuz olan bir varlık (gerçekleşene kadar) velhasıl insanlar mutsuzdur ve yaratılışları sorunludur en azından psikolojik açıdan.
Peki bunu nasıl çözebiliriz insan eğer Bi şeyler başaran ve bundan mutlu olan bir varlıksa biz de bu yaratığa başarabileceği hedefler verelim kısa hedefler uzun mutluluklar.
Düşünceler mükemmel, ancak davranışlar kusurludur.
Davranış daima eksik kalacaktır bir insanı sevdiğini düşünmek, ona bunu söylemek ve ardından sarılmakla anlatılamayacak kadar mükemmeldir.