Yaşama ne kadar sıkı sarılabiliriz,Avuçlarımızın arasından kayıp gittiğini fark etmezsek....
İlk aklıma gelen bu cümle oldu ,kitabın son sayfasını da çevirip ,düşünce akışımı durduran ve beni sersemleten bu kitabı bitirdikten sonra yaşadığım o paralizi anında.
Gelecek hayalleri dolu gençliği ,birçoğumuzun yaptığı gibi alışkanlıklar ,değişim korkuları yada sebep ne olursa olsun zamanın hızını fark etmeden tüketmemizi anlatıyor Dino Buzzati...
Geçen yılların nasıl kemikleşmiş alışkanlıklar haline geldiğini ,kendimizi hapsettiğimiz dar çerçeve içinde soyutlanışımızı,sevdiğimiz her şeyden nasıl zamanla uzaklaştığımızı ve bu oyunu nasıl kaybedeceğimizi ustalıkla anlatıyor.
Tatar Çölü’nü tek bir cümle ile özetlemek gerekirse ;”Önümüze koyduğumuz uzak hedefler için bir ömrü heba etmenin iç acıtan öyküsü” sanırım yanlış olmaz...