Oktay95

Oktay95
@AOktay95
Ankara/TSK/İİBF/SBUİ/Güvenlik Bilimleri Fakültesi YL Türk budur; Yıldırımdır, kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir.” 𐱅𐰇𐰼𐰰 PK'09 PA'13
Ankara p
Ankara, 17 Ağustos
2 okur puanı
Şubat 2026 tarihinde katıldı
@AOktay95·
·
sabitlendi
Esenlikler
Merhaba arkadaşlar, ben Oktay. 17 Ağustos 1995 Ankara doğumluyum. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunuyum. Aynı zamanda Güvenlik Bilimleri Fakültesi’nde yüksek lisansımı tamamladım. 1000 Kitap uygulamasında, okuduğum eserlerden yaptığım alıntılardan ziyade, kendi hazırladığım metinleri ve yazıları paylaşacağım. Paylaşacağım bütün yazılar şahsıma aittir. Başka bir yerde paylaşmak isteyenler kaynak göstererek kullanabilir. Okuyan herkese teşekkür ederim.
Düşünce
Reklam
Nevruz Türk Bayramıdır
__Nevruz; bir çiçek açma günü değil, bir milletin zincir kırdığı gündür. Bu topraklarda Nevruz’u hafife alan, onu sıradan bir bahar şenliğine indirgeyen ya tarih bilmez ya da bilmek istemez. Çünkü Nevruz, Türk’ün diz çökmediğinin, çökmeyeceğinin ilanıdır. Bu bayramın kökünde masal değil, irade vardır. Ergenekon Destanı bir efsane diye geçiştirilemez; o, esaret altındaki bir milletin “yeter” deyip dağı, taşı, demiri bile iradesine boyun eğdirdiğinin sembolüdür. Türk, yol bulamazsa yol açar. Gerekirse demiri eritir, yine çıkar. Nevruz’u sahiplenmek, sadece geçmişi anmak değildir; kim olduğunu hatırlamaktır. Göktürkler’den bugüne gelen bu ruh, süslenip yumuşatılacak bir hatıra değildir. Bu ruh serttir, diridir, gerektiğinde yakar, yıkar ama asla eğilmez. Bugün Nevruz’u başkalaştırmaya çalışanlar var. Onu özünden koparıp kimliksizleştirmek isteyenler var. Ama gerçek değişmez: Nevruz Türk’ündür. Çünkü o gün, Türk’ün yeniden ayağa kalktığı gündür. Bu yüzden Nevruz kutlamak, sadece ateş yakmak değildir. O ateş, geçmişin küllerinden doğan bir milletin ateşidir. Üzerinden atlayan, sadece alevi değil; korkuyu, esareti, boyun eğmeyi de geride bırakır.__
1000Kitap
Çanakkale Zaferi 18 Mart 1915
__Çanakkale Savaşı, Türk milletinin tarih sahnesinde silinmez bir iz bıraktığı, fedakârlığın ve direnişin en büyük sembollerinden biridir. 1915 yılında, dünyanın en güçlü devletleri Osmanlı’yı saf dışı bırakmak ve boğazları ele geçirmek amacıyla büyük bir saldırı başlattı. Ancak karşılarında yalnızca bir ordu değil, vatanı için canını vermeye hazır bir millet buldular. Cephede şartlar son derece ağırdı. Askerler çoğu zaman aç, susuz ve yorgundu. Silah ve mühimmat yetersizdi. Buna rağmen Mehmetçik, inancını ve kararlılığını asla kaybetmedi. Çünkü bu savaş, sadece toprak savunması değil, bir milletin var olma mücadelesiydi. Mustafa Kemal Atatürk’ün savaş sırasında gösterdiği liderlik, Çanakkale Zaferi’nin kazanılmasında büyük rol oynadı. Onun “Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum” sözü, askerlerin vatan uğruna neleri göze aldığını en açık şekilde ortaya koymaktadır. Bu söz, sadece bir emir değil, aynı zamanda bir ruhun ve inancın ifadesidir. Çanakkale’de savaşan askerler, büyük bir cesaret ve fedakârlık örneği sergiledi. Gencecik yaşta cepheye giden binlerce insan, vatanı uğruna hayatını kaybetti. Bu mücadele sırasında sadece savaş değil, insanlık da ön plandaydı. Yaralı düşman askerlerine yardım eden Türk askerleri, savaşın ortasında bile merhameti elden bırakmadı. Sonuç olarak, düşman kuvvetleri ağır kayıplar vererek geri çekilmek zorunda kaldı. Bu zafer, Türk milletinin bağımsızlık yolundaki en önemli dönüm noktalarından biri oldu ve ileride verilecek Kurtuluş Savaşı’na da ilham kaynağı oldu. Çanakkale Zaferi, sadece geçmişte kazanılmış bir başarı değil; birlik, beraberlik ve vatan sevgisinin ne kadar güçlü olabileceğinin en büyük kanıtıdır. Bu nedenle, o gün canını feda eden kahramanları unutmamak ve onların emanetine sahip çıkmak her neslin en önemli
1000Kitap
Talat Paşa
__Talat Paşa, Türk tarihinin en çalkantılı dönemlerinden birinde devletin kaderini omuzlarında taşıyan önemli bir devlet adamıdır. İmparatorluğun parçalanma sürecinde, milletin bağımsızlığı ve devletin bekası için mücadele etmiş; zor zamanlarda sorumluluk almış bir lider olarak tarihe geçmiştir. O, yalnızca bir siyasetçi değil; aynı zamanda milletin kaderiyle kendi kaderini birleştirmiş bir mücadele insanıydı. Devletin ayakta kalması için verdiği kararlar, içinde bulunulan dönemin ağır şartlarıyla birlikte değerlendirilmelidir. İttihat ve Terakki döneminde üstlendiği görevlerle, Osmanlı Devleti’nin son yıllarında büyük sorumluluklar taşıdı ve tarihin en zor sayfalarından birinde devlet yönetiminde bulundu. Sürgünde geçen yıllarının ardından 1921’de Berlin’de bir suikast sonucu hayatını kaybettiğinde, ardında tartışmalı fakat inkâr edilemez derecede güçlü bir tarihî miras bıraktı. O, yaşadığı çağın fırtınaları içinde millet ve devlet için mücadele etmiş bir isim olarak hatırlanmaktadır. Bugün onu anarken, tarihin karmaşık ve zor dönemlerinde sorumluluk üstlenmiş bir devlet adamını; milletinin kaderi için mücadele etmiş bir şahsiyeti hatırlıyoruz. Ruhu şad, mekânı cennet olsun.__
Tarih
Türk Milletinin başı sağ olsun
Türk tarihçiliğinin büyük isimlerinden biri olan İlber Ortaylı’nın vefat haberini almak büyük bir üzüntüye sebep oldu. Hayatını tarihe, ilme ve bu milletin geçmişini doğru anlatmaya adamış kıymetli bir bilim insanını kaybetmenin derin hüznünü yaşıyoruz. Kendine has üslubu, engin bilgi birikimi ve cesur fikirleriyle sadece akademi dünyasında değil, milletimizin gönlünde de silinmez bir iz bıraktı. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan tarih şuurunun geniş kitlelere ulaşmasında büyük emeği olan Ortaylı, ardında sayısız eser, yetiştirdiği öğrenciler ve unutulmayacak bir fikir mirası bıraktı. Ruhu şad, mekânı cennet olsun. Türk ilim dünyasının başı sağ olsun 🇹🇷🦅
1000Kitap
Reklam