-Acımak! -diye bağırdı. - Bana ne diye acınsın!
Diyorsun ki: "Sana ne diye acisinlar?" Evet!.. Bana acımak için bir neden yok! Acımak ne, çarmıha germek gerek beni! Çarmıha ger onu ey büyük yargıç, çarmıha ger ve sonra acı! O zaman çarmıha gerilmek için kendi ayaklarımla gelirim sana, çünkü ben sevinçlere değil, aşağılanmalara ve gözyaşlarına susamış bir insanım!...
Ve sen, içki satıcısı, senin şu şişen bana zevk mi veriyor sanıyorsun? Ben bu şişenin dibinde aşağılanmayı aradım, aşağılanmayı ve gözyaşını...
Altı gün önce ilk maaşımı yirmi üç ruble kırk kopek aldım ve götürüp hepsini kendisine verdim. Bunun üzerine "Ah seni bızdık!" dedi bana. Ve bunu ikimiz yalnızken söyledi, anlarsiniz ya? Oysa ben ne yakışıklı sayılırım, ne de doğru dürüst bir eş! Ama hayır, o yine de benim yanağımdan makas alıyor ve "Ah seni bızdık!" diyor!