Öyle bir an yaşadım ki kendimi o alemin misafiri gibi değil sahibi gibi hissettim. Kendimi yeryüzünde, gözümü yumduğum yerde bulduğumda sorsalar, yüz yıl kaldım derdim ama dalından kopan mersin yaprağı hâlâ yere düşmemişti. Andı, geçti bitti. Ama ben o eski ben değilim.
Duruldum, arındım. Doğduğum anda değil doğmadığım adayım.
Çünkü göbeğindeki bağla bizi ilk anda şaşırtan bebeği, kara taştan kaynayan suyu ilk kez görür gibi inandım. Yaşanmaz denilen hiç bilmediğim hazlar yaşadım, birinin bittiği yerden diğerine başladım. Bitecek diye bir korku yoktu içimde, bitmek zamana mahsus bir eylem. Oysa benim elementlerin içinden geçerek sırrına erdiğim yörüngede zaman da yoktu kelimeler de.