Mehmet Atılgan

Mehmet Atılgan
@ATILqAN_
İnsanlardan kitaplara kaçtım .
Serdengeçti
Gaziantep Diyarbakır
33 okur puanı
Kasım 2021 tarihinde katıldı
Şunu unutmayin ki su anda gençlik var, eglenmek istiyoruz, gezmek istiyoruz, uyumak istiyoruz, çok çalismak istemiyoruz.. Zannetme ki is sahibi oldugunda, emekli oldugunda nefis, şeytan, "Tamam artik seninle isim bitti, simdi artik ahirete yönel." diyecek. Zannetme ki seytan sana böyle bir avans, böyle bir firsat verecek. Zannetme ki dünya sana ahiret için bir hareket alani açacak. Ölene kadar bu imtihan, bu kavga devam edecek. Asil kullugun erdemi de bu mücadelenin içinde kendini inşa etmen, dünyaya "dur" demen. Bu dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden ibarettir. Oyuna ve eglenceye ara verip asil mevzuya odaklan. Niçin bu dünyaya geldin? Kimin kulusun? Bu sorularin cevaplarini kendine en sahici ve samimi bir sekilde ver artık ey nefsim, ey kendim!
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Her zalim zulmünün, her salih gayretinin bütün ve gerçek karşılığını bu dünyada görmez. Yani bir zalim bir mümini sehit edebilir ve ölene kadar burnu kanamadan bir eli yagda ötekisi balda yasayabilir. Ama sanma ki yaptıkları yanina kâr kalacak. Sakin böyle sanma: "Sakin, Allah'ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah, onları gözlerin korkudan yuvalarindan fırlayacağı bir güne erteliyor." (ibrahim, 42) Gün gelecek Allah zalimlere kan kusturacak.
Demem o ki, halvetimiz olmali Kur'ân' la, Allah’la, kendimizle, hakikatle... Bu kadar debdebenin, bu kadar sirkülasyonun, bu kadar kosusturmanin içinde insan kendisini unutuyor. Kendisini unuttugunda rabbini unutuyor, rabbini unuttugunda da kendini taniyamaz, taninamaz hale geliyor. Onun için ne diyor Allah? "Allah'i unutan, bu yüzden Allahin da onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayin. Iste onlar gerçekten yoldan çikmislardir." (Haşr, 19) Kendini fark et, kendinin farkina vardigin an, Allah'i baş ucunda, içinde, şah damarindan bile daha yakinda bulursun. Eger kendini kaybedersen, Allah’ı öyle uzayın boslugunda, Kafdağının ardinda bir yerlerde zannedersin.
"Bu dünya denen seyi bizim vaktimizde yasayanlar sadece ismiyle, cismiyle bilirler. Biz gaflet vaktinde dogan çocuklariz. Gâfiliz yani. Dünyayı bizim icin sanırız, hatta bizim sanırız. Oysa dünya dedigin her gelene 'seninim' diyen bir gönül çalana benzer. Sonra terk eder, bırakır onları. Dünya demek eski vakitlerde yasayan insanlarin lügatinde sadece dünya demek degildir. Dünya nefs demek, dünya hırs demek, arzu demek dünya, kibir demek, sehvet demek, kin, nefret demek... Yani dünyada yasamak degil de dünyadan kurtulmak gerek onların zihninde. Oysa bizim için dünya sahip olunacak bir yer. Eski vaktin insanları yasamayi mecburiyet bilmisler, bizse dünyayı zaruret zannediyoruz. "Hayat denen sadece burasıdır" demiyoruz belki ama öyle yaşıyoruz.
"Bu dünya bir yokluk âlemidir. Var dedikleriniz de yoktur, yok dedikleriniz de. Lakin insan her sey var zanneder. Hatta her seyi kendinin zanneder. Öyle çok sever ki bu dünyada sahip olduklarin vazgeçerse her sey biter diye vehmeder. Malı olur birakamaz, mülkü olur satamaz, söhreti olur yikamaz. Ne tuhaf sey! Bu âlem bir rüya âlemine benzer oysa. Rüyada sahip olduklarinizi uyaninca yaninizda bulabilir misiniz? Hem rüyanizda var olanla uyaninca yok diye dertlenir misiniz? Iste bu âlemde o rüya misalidir. Bilin ki bu rüyada sahip olduklarımın hiçbiri insanin degildir. Sahiplik makami da sifati da yoktur insanda. Kendisi dahi kendinin değidir. Kendine sahip olamayan baska bir seye nasil sahip olacak?