12 Kasımda Halife Mecid Efendi'yi ziyaret ettim. Beni bir buçuk saat yanında alıkoydu. Gözlerini daimi yere dikiyor, ara sıra öteye beriye bakıyor ve bir düzüye, babası Abdülaziz'in iyiliğinden ve Vahidettin'in kötülüğünden bahsediyordu. Bir kaç kere müsaade istedimse de salivermedi ve sonunda korkak bir eda ile şunu söyledi:
"Benim bu Sarayda Resim takımlarımla bir iki bohçam var. İstemezlerse bunları alır giderim!.."
Bu sözleriyle ve hal ve tavrıyla, tehdit edildiğini anlatmak istiyordu. Gerek arkadaşlarımdan ve gerekse gazetecilerimizden aldığım havadislerle de karşılaştırınca, Mustafa Kemal Paşa'nın çıkamadığı bu makamı yıkmak kararını vermiş ve fiiliyata da geçmiş olduğuna şüphem kalmadı.
Milli hükümetimizin kuruluş günkü tamimindeki dindarane sözleri ve fiili hareketleri (Nutuk, sahife: 73) İkinci Büyük Millet meclisi intihabındaki umdelerin ikinci maddesindeki taahhütleri (Hilafetin Al-Osman'da kalması değişmez düsturdur) ve hele hilafetin kudsiyetinden ve lüzumundan her yerde bahsetmeleri ve Balıkesir'de hutbe bile okumalarıyle, şimdi yürüdüğü istikamet, milletçe ne kadar çirkin bir iş olarak telakki olunacağını Ankara'ya avdetimde kendisine anlatmaya karar verdim.