Aşk, korkunç çünkü sizi müthiş bir güçle içine çekiyor, dışarıdan küçücük görünen, ama içeride mantığınızı alıp götüren dev kütleli bir karadelik gibi. Kendinizi kaybediyorsunuz. Felaketlerin en güzeli, yok oluşların en ateşlisi.
Aşk, aptalca șeyler yaptırıyor size, aklınıza meydan okuyor durmadan. Huzuru değil acıyı, sonsuzluğu değil faniliği seçiyorsunuz.
Irzımızdır çiğnenen, evladımızdır doğranan!
Hey sıkılmaz! Ağlamazsan, bari gülmekten utan!
His denen devletliden, olsaydı halkın behresi
Pây-ı tahtından bugün tașmazdı sarhoş na'resi!
Kurt uzaklardan bakar, dalgın görürmüş merkebi.
Şaldırırmış ansızın, yaydan boşanmış ok gibi.
Lakin aşkolsun ki aldırmaz da otlarmış eşek.
Sanki tavşanmıș gelen, yâhud kılıksız köstebek.
Kâr sayarmış bir tutam ot fazla olsun yutmayı.
Hasmı, derken, çullanırmış, yutmadan son lokmayı!
Bir hakikattir ki bu, șaşmaz, bildiğin üslûba sok.
Hâlimiz, merkeble kurdun aynı, asla farkı yok.
Burnumuzdan tuttu düşman, biz boğaz kaydındayız.
Bir bakın! Hâlâ mı hâlâ, ihtiras ardındayız!