"Halbuki zenginlik de, makam ve mevki de insana bir sınama vesilesi olsun diye verilmişti. Bunları birilerine veren Allah(cc), yarın pekâla alabilirdi. Bugün fakir olanı yarın zengin, bugün makam ve mevkiden yoksun olanı yarın makam ve mevki sahibi yapıp yükseltebilirdi."
"Hürriyet aşığıydı. Esaret ve köleliğin düşmanıydı.
Bunu bilen fakirler, yetimler, yoksullar, güçsüzler ve köleler çağrısına koşmuştu önce. Onu, kendileri için sımsıcak bir yuva, huzur dolu bir sığınak gibi görüyorlardı."
Bir gün üç beş Müslümanla oturmuş yemek yiyordu. Halk arasında utanmazlığı ve ahkâksızlığıyla bilinen bir kadın yanından geçti o sıra. "Şuna bak hele! Oturmuş da köle gibi yemek yiyor." diyerek laf attı.
Tavrını değiştirmeden, kızmadan ve hafiften gülümseyerek kadına baktı.
-Evet, benden iyi köle mi olur? Ben de, Allah'ın kölesiyim, dedi.
Fakiri ne çok severdi Efendimiz (sav). "Fakirlikle övünç duyuyorum," derdi hep. Yoksulu, yardım edip sevindirmekten büyük zevk alırdı. Haksızlığa dayanamazdı. Zalimle değil zulme uğrayanla, ezenle değil ezilenle beraber olurdu. Gayesi, insanı insana köle olmaktan kurtarıp Allah'a (cc) gerçek kul yapmaktı.