Geri kalmış ülkeleri ancak fedakâr ve milliyetçi insanlarınkurtaracağını uzun uzadıya anlatmış. Uygar ve ileri ülkelerin karısında aşağılık duygusuna kapılmamak gerektiğini anlattıktansonra:“Örneğin FinlandiyalIlar olarak biz, onları mutlaka geçeceğiz.Çünkü biz,yalnız şehir halkını aydınlatmakla yetinmeyeceğiz.
Eğitimde sadece ilkokulları yeterli görmeyeceğiz. Hiçbir köyü
okulsuz ve okuma odasız bırakmayacağız. Her köylünün, balıkçının, katrancının kulübesini bilgi ışığıyla aydınlatacağız. Küçükçocuklardan yeni, güçlü, okumuş ve soylu bir kuşak yetiştireceğiz.” demiş.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hâlbuki bu adam, sağlam bir terbiye görseydi ve gençliğinde kendisine halkının aklını ve gönlünütutuşturmaktan dolayı alacağı zevkin, hayatı israf etmek zevkinden
daha yüksek olduğu anlatılmı olsaydı, belki de kendi milleti içindebir uygarlık havarisi olabilirdi.
Beyler! Ne zamana kadar bu saklambaç oyununa devamedeceksiniz? Sürekli vatanseverlikten millet sevgisinden, medeniyete hizmetten söz edersiniz. Ama millet için, vatan için,medeniyet için ne yapıyorsunuz? Bazıları, milyonları çalaraksevgili vatanımızı soyuyor. Bazıları da dairelerde, matbaalarda,
okullarda, üniversitelerde memurluk yapıyor. Diğer tarafta ise milyonlarca kişi çürüyor, yozlaşıyor, sarhoşluk ediyor, neticede milletimizin temelleri çürüyor.
Henüz vakit varken, ülkeyi ve halkımızı kurtarın! Halk yığınlarının arasına girip onları tedavi edin. Çocukları okutup terbiye
edin!Onlara evlerini nasıl yapacaklarını ve nasıl düzenleyeceklerini öpretin! Halka
sağlık,güne , temiz hava, kuru ve sıcak evlerverin! Onlara daha insanca bir hayat ya amayı öğretin! insan gibi bir hayat yaşayabilmeleri için onlara yardımcı olun, imkân sağlayın.”
İnsanı ümitsizlik kaplıyor. Sonunda da yorgunluktan duygular kayboluyor. Lohusa kadının yanındaki sarhoşdamın dediği gibi :‘ İnsanın ya sarhoş olacağı ya da boğulup öleceği geliyor.”
Mezarın başına gelindiğinde, köy delikanlılarından biri tabutun yanına gelip:“Biz senin mezarının başına köy kırlarından, köy ormanlarından geliyoruz. Fakat cenaze alaylarında taşanması âdet olan çiçek ve çelenkleri getirmiyoruz. Bizim Suomi’nin içinde, seninmeydana getirdiğin has bahçenin çiçeklerine birer örnek olmaküzere, köylülerimiz bizi seçip buraya gönderdi. Milletin büyük
bahçıvanı, son durağında istirahat et! Biz, senin hayırlı çalışmalarını onaylıyoruz. Sen, bir halk doktoruydun. Yüz binlerce köylüyü iyileştirdin. Milletin damarlarına taze ve temiz bir kan verdin. Bizim kaslarımızı ip gibi büktün, güçlendirdin. Ülkemizekahramanlar hediye ettin. Bize sa ğlam ve dürüst çalışmanıntadını tattırdın. Millet, senin heykelini dikmek istiyor. Sen bunu gerçekten hak ettin. Fakat senin en güzel heykelin, bizleriz. Biz-ler, yeni millet hayatının ürünüyüz. Aynı zamanda bu yeni hayatın yaratıcısıyız. Gerek erkek gerek kadın, her birimiz, Fin aydınlarının vatana hizmet etmek için nasıl çalışması gerektiğinigösteren, canlı birer heykeliz. Zaman geçtikçe, sağlığa kavuşan milletimizin kalbinde senin anın daha sıcak ve daha parlak olacaktır.Sen, ne Sezar’dın ne Napoleon’dun. Bir karı toprak işgal etmedin. Bir damla kan dökmedin. Fakat yurdumuza binlerce yeni, sağlam, güçlü ve çalışkan el kazandırdın.
Milletin sağlığ ı için çalışıp didinen büyük kahramanın adı,sonsuzluğa kadar övülsün!”