“Finlandiya’nın şimdiki hâliyle, çocukluğumdaki hâlini düşünürken, gözümde öyle bir tablo canlandırıyorum:
Büyük, harap bir ev. Bütün pencereleri kapalı. Böyle bir ev insanda terk edilmişlik hissi uyandırır. Karanlık, boğucu, nemli ve sıkıntılı olan bu ev, büyük bir mezara benzer. Düşünün ki, bir yandan genç, cesur ve güçlü insanlar geliyor. Fazlasıyla neşeli veakıllı adamlar, bunlar. Hemen perdeleri çekip camları açıyorlar
ve eve güneş ışığı temiz hava ve çiçek kokuları giriyor. Evin içindeki her şey canlanıyor. Bina elden geçiriliyor,. Gençleşiyor. Yabancılar, perili bir yerden kaçar gibi bu evden uzaklaşıp yenilenen binayı şaşkınlıkla seyrediyor.
Her devlette, her ilde, her ilçede en yüzüstü bırakılmış ve unutulmuş bir köşede de böyle bir değişiklik yapılabilir. Bununiçin uyanık ruhlu ve uygarlık uğruna çalışmaktan bıkmayan,usanmayan insanlara ihtiyaç vardır.” derdi.