Ziraatçıların en güzel fidanların, iyi ekin ve sebzelerin nasıl yetiştirileceğimi öğretmesi gibi, tanınmış pedagoglar da erkekveya kadın, köylü veya şehirli, memur veya esnaf, hangi kesimden olursa olsun, bütün anne babalara, çocukların daha iyi nasılterbiye edileceğini, vatana ve millete daha yararlı olabilecek vatandaşların nasıl yetiştirileceğini anlattılar.
Bu çalışmalar sayesinde Fin ailesi, daldığı o derin gaflet uykusundan uyandı, büyük bir hızla ilerlemeye ve gelişmeye başladı.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İstediğiniz kadar kusursuz anayasalar yapın, seçim hususunda halka istediğiniz kadar hak tanıyın. Eğer çocuklarınız olmasıgerektipi gibi yetişmezse, hayata bir hiç olarak atılırsa,parlamentolar ve bütün hukuk düzeni yerli yerinde olsa da sosyal hayat yine sorunlarla dolacaktır. Bu kuşaktan gelen memurlar, vurdumduymaz, bakanlar ise siyasi cambaz olur. Milletvekilleri, çıkar peşinde koşar. Okullar, yeni neslin kafasını ve kalbini kurutan, kavuran yerler hâline gelir. Basın, sokaklarda kendini satışa
çıkaran allı pullu kadınlara döner. Aç veya tok halk kitleleri, kendilerine yabancı olan bireye ve özellikle seçkin kesimlerdenki ilere nefret, kıskançlık duyguları beslemeye başlar.
Ne ekerseniz, onu biçersiniz! Ne pişirseniz, onu yersiniz!
Eğer gençliğin ruhunu, ekilmeyen bir tarla gibi kendi hâline bırakırsanız, orada ısırgan ve diken yetişir.
Herkes hayattan bir şey almak ister ama ona bir şey vermekistemez. Birçok kimse çıkarcı, yağmacı ve asalak olarak atılır yaşama.Yaşamın sırrını bu parazitlikle arar.
Böyle bir hayat felsefesi, zamanla aile içinde çocuklara aşılanır. Bunu kim aşılar? Elbette anne baba...
Bu yaşam felsefesini alan çocuklar, büyüdükten sonra bencil, açgözlü, tembel ve vurdumduymaz olur.Bu gençler, artık hiç kimseye ve hiçbir şeye bağlı olmayan,hiçbir şeyi sevmeyen insanlardır. Bunlarda vatana, millete sevgi; ulvi düşüncelere, ciddi çalışmaya saygı yoktur. Ailelerine degerçek bir sevgi duymazlar.
Lev Tolstoy, bu konuda öyle der:“Hayattaki düzensizliklerin en önemli etkenlerinden biri şudur: Herkes, hayatında sadece refaha kavuşmayı ister ama hiçkimse hayatı yükseltmek için gayret göstermez ve çalı şarak hayatını daha iyi bir ekilde ayarlama ihtiyacını duymaz.”