Aysun

Bu şekilde ülkemize gelmiş olan bin, hatta iki bin İsveç memurdan ne beklenebileceğini düşünebilirsiniz! Çoğu ortaokulunikinci v e üçüncü sınıfından çıkan bu yalancı, cahil ve ahlaksızmemurlar, vakitlerinin çoğunu dairelerinde ve bürolarında de ilçe barlarda ve eğlence yerlerinde geçirirlerdi.Bu memur çalışmak istemez, aslında çalışmak istesede çalışmayı bilmezlerdi.İşten anlamıyorlardı. Görevlerine karşı sorumsuz olan bu kişiler, halka karşı gururlu v e kibirliydiler. Mesai­y e geç gelip erken giderlerdi. Görev saatlerinde kahve, sigara içer, gazete okur, arkadaşlarıyla sohbet eder veya tartışırlardı.
Reklam
Her m illette olduğu gibi, bazı kibar ve zengin İsveç ailelerinde ,yeteneksiz,işe yaramayan, sarhoş gençler yetişiyordu. Bütün okullardan kovulmuş , hiçbir mem uriyete ka­bul edilmemiş,ticaret yapamam ış, kendi başına bir iş tutamamış;aslında çalışmak istemeyen bu gençler, ailelerin para­larını har vurup harman savurduktan sonra, ana babaları, hükü­me t dairelerindeki sözlerinin geçmesinden yararlanarak, kendilerine yük olan bu elinden iş gelmez çocuklarını Finlandiya’ya memur olarak gönderirlerdi.
“ Halkınızı unutmayın! H epiniz, halkın arasından yetiştiniz. Şimdi ne yapıyorsunuz? Aydın olmayan kardeşlerinizden kaçı­yor musunuz, yoksa halkın yanlışlarını düzeltmek için yollar mıdüşünüyorsunuz? Halk kitlelerini uyandırmak ve kültür yönün­den yükseltmek için neler yapıyorsunuz?” diyerek onları da ül­kenin gelişimi için çalışmaya yönlendirirdi.
Her meslekte olduğu gibi,öğretmenler arasında da öğretmenlik mesleğine yabancı çokkimse vardır. Bunlar zanaatçı bile değildir, öğretmenliği küçükgören gündelikçilerdir. Böyle kişilere, dostça bir öğüdüm var:gidip ticaretle uğraşsınlar, sekreter olsunlar. Ruh ve gönül işi ya­pacak insanların görev yapması gereken yerlere onlar değil, başkaları gelsin. Ülkemizin en büyük bilgeleri, size beşer altışar kon­ferans vermeyi kabul etti. Onların bilgilerinden yararlanın. Okul­larınıza döndüğünüzde, siz de kendi öğrencilerinize bilim aşkını ve sevgisinin aşılayın!"
“Aydın olmak, modaya uygun elbise,şapka ve kolalı gömlek giymek değildir.Aydın kesim, bir milletin beyni gibidir. Millet si­zi iyi bir öğrenim gördükten sonra, bir m maaşa konasınız, akşamları kahvelerde iskambil veya domino masasının başına geçip eğlenesiniz diye okutmamıştır. Bunu böyle yapanlar, gerçek aydın değildir.Bunu yapanlar,aydınların küflenmiş olanlarıdır.Okumuların hepsi ulusal zekâyı geliştirmek, ulusal vicdanı uyandırmak, ulusal iradeyi güçlendirmek zorundadır. Köylülere,işçilere v e kasaba halkının alt tabakasına nasıl daha iyi yaşaya­bileceklerini öğretin! Millete hayatın de erini anlamayı ve korumayı öğretin. Bizim çorak vatanımızda da her köylü ve işçinin yaşadığı hayattan daha rahat, daha sağlıklı, daha güzel bir hayat yaşayabileceğinianlatın.Millete nasıl çalışması gerektiğini öğretin. Ucuz ve göterişsiz olmakla beraber, daha iyi yerleşiö yerlerinin nasıl yapıla­bileceğini gösterin. Kendilerinin ve çocuklarının sağlıklarını nasıl koruyacaklarını bildirin. Mutlu bir aile yaşamının nasıl kurulabile­ceğini, erkeğin kadına ve kadının erkeğe nasıl davranaca ını, çocukların nasıl eğitileceğini öğretin.Milleti, her işi zamanında yapmaya, disiplin ve düzen içinde çalışmaya alış tırın. Kendinin ve başkalarının kişilik haklarına say­gılı olmayı öğretin. Bütün bu işlerde, millete örnek olun. Kendi aranızda ve halk­la ilişkilerinizde, halkın eğiticisi olun. Bütün Suom i’yi büyük bir aile sayın. Bütün ülkeye o g ö z le bakın v e unutmayın ki en fakir kömürcü, kantarcı v e hizm etçi dul kadın da dâhil, hepsi Fin milletinin bireyi, sizin kardeşinizdir.
Reklam