“Sizce görünüşte bu parayı rahatınız, keyfiniz için harcamadınız, kendinize göre birtakım amaçlarınız vardı, onlar için sarf ettiniz. Geri kalmış bir bölgede bir görev alıyor, ora halkının kafa düzenini, yaşayış biçimini değiştirmek için birtakım savaşımlara girişiyordunuz. Ama kesin olan yenilgiden sonra da baba evine geri dönüyordunuz. Paranız olmasaydı yapabilir miydiniz bunu? Sizin keyfiniz değil miydi bu? Evet, keyfiniz…”
“Bir savaş olur, köylüleri ite kaka cepheye sürerler, lüks döşeli odalarda hazırlanır bunun planı; biri eline kalemi alır, harita üzerinde bir birliğin yerini değiştirir… Oysa bu harita üzerindeki değişiklik birkaç bin kişinin ölümü demektir. Öldüğüne göre bari çoluk çocuğu refaha kavuşsa… Ne gezer! Eskiden halk adına yenilip içilmiyordu, sonraki yenilik buradadır işte, zaferin, toplanan zenginliğin en büyük payını yöneticiler bu kez halk adına tıkınmaya başladılar. (…) Ulusal gelirin en büyük parçasını hep mutlu azınlık aldı. Bu yüzden okuyup yazma, bilgi edinme, güzel sanatlar eğitimi görme gibi uygarlık için gerekli olan bütün şeyler onların tekelinde idi. Avrupalara gidiyorlar, yabancı diller öğreniyorlar, görgü ediniyorlar, yurda dönünce de halkımızı geri, dar kafalı görüyorlardı. Yetişmelerine uygun olan yüksel mevkilere de kolayca geçiyorlardı elbet. (…) Halk sadece söylevlerde övülecek, fakat yönetimden uzak tutulacaktı.”
“Padişahlar, vezirler için halk demek köle demekti, bu köle çalışacak, sırası geldiğinde savaşta ölecekti. Birtakım reform gösterişleri ile değişti mi sanki bu durum? Yoo… Efendilerin sayısı arttı sadece, buna uygun olarak da yeni bir sahtecilik doğdu. Artık ‘millet, vatan’ için keyif sürülüyor, zengin olunuyor, vergi alınıyor ve savaşılıyordu. Ortalık durulunca ne görüyorduk? O ‘millet’ dedikleri eskisinden daha yoksul düşmüş, ‘vatan’ dedikleri biraz daha haraplaşmış. Eğer halk, ulus gerçekten sayılsa, sevilseydi bunca zamandır bir kalkınma görülmez miydi? Bakın, bayramların sayısısı git gide artıyor, bunların her biri bir egemen sınıf ya da zümrenin başa geçişinin bayramıdır; halkın, ulusun değil. Her kurtarıcı yalnız paydaşlarını toplayıp keyfine dalmıştır. Ama bununla yetinmezler, kendi bayramlarına halkın da katılmasını isterler. “