Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

8/10
·292 syf.·
2022 80. kitabı
KİTAP HAKKINDA Raziye, Melih Cevdet Anday’ın ilk kez 1975 yılında basılan kitabı. İkinci baskısı 1980 yılında yapılmıştır. Melih Cevdet, ikinci baskıda birçok düzeltme yapmış, roman karakterlerinde belirgin değişikliklere gitmiştir. KİTABIN KONUSU Entelektüel, yaşlı bir adam olan Dayı, Ege’nin küçük bir sahil kasabasına yerleşir. Amacı kasaba halkına bir şeyler öğretmektir. Çingenelerden küçükken evlatlık aldığı kızı Vedia ile birlikte yaşamaktadır. Bir gün, siyasi bir dava yüzünden İstanbul'dan kaçan Ali (Dayının yeğeni) yanlarına gelir, bir süre hep birlikte yaşamaları gerekir. Hikaye, Ali’nin köye gelmesiyle başlıyor. Anlatıcı ve baş karakter Ali. Olayları onun gözünden görüyor ve okuyoruz. Konu hakkında başka detay vermeyeceğim. Okuyacak olanların merak duygularını baltalamak istemiyorum… YORUM VE GÖRÜŞLERİM Öncelikle kitabın, “Sevdalanmaya gidiyormuşum meğer...” diye başlayan giriş cümlesi muhteşem ve daha ilk sayfadan sizi içine çekiyor. Sadece giriş cümlesini bile defalarca okudum. Melih Cevdet Anday, bildiğiniz gibi esasında şair yönüyle tanınır. Şiirlerini daha önce okumuştum, ilk defa bir romanını okuyorum. Kitapta bolca tasvir var. Bu tasvirler çok zengin, hatta şiirsel olsa da alışana kadar biraz zorluk çektim. Okudukça yazarın anlatım biçimine alıştım. Kitabın bazı bölümlerinde erotik sahneler var ancak rahatsız edici bir seviyede değil. Hikayenin içine iyi yedirilmiş, olayların doğal akışında kendi içinde mantıklı sahneler. Bu yüzden rahatsızlık duymadım. Kitabın ana teması; genç bir erkeğin, genç ve güzel bir kadına aşık olması. Melih Cevdet, aşkı çok güzel anlatmış. Öyle doğal anlatmış ki kitabı okurken insanın aşık olası geliyor… Bunun dışında, şehirle kırsal kesim arasındaki uçuruma, aydın insanla köylü insanı arasındaki çatışmalara da yer
Edebiyat
RaziyeMelih Cevdet Anday · Everest Yayınları · 2023715 okunma
Pastoral Bir Sevişmenin Romanı: Raziye
10/10
·292 syf.··
2023 4. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2023 02:48
"Sevdalanmaya gidiyormuşum meğer... Bunu daha önce bir kâhin bana söyleseydi, kuşkusuz geri dönmeye kalkmazdım, ama bu sevdanın nerede, nasıl karşıma çıkacağını düşünmekten belki de olayların sırasını bozardım, zamanı altüst ederdim. Geleceğimizi bilmemektir bizi zamanın içine sokan. Yoksa bir gün dizlerine dokunur dokunmaz onun soyunuvereceğini bilip de beklemek, bir ölümlünün sabrını aşar." Bazı kitaplar başlangıç cümleleriyle okuyucuda ilgi uyandırmayı başarır, bunlardan çok azı ise devamında kendine hayran bırakır. Raziye, kuşkusuz bu kitapların başında geliyor benim için. Yukarı yazdığım alıntıyla başlıyor ve okuru öylesine içine çekiyor ki... Anday'ın şairane diliyle pastoral anlatımı birleşince unutulmaz bir roman çıkıyor ortaya. Her bir cümlesinin büyük bir itinayla nakşedildiği o kadar belli oluyor ki okurken keyif almamanız olanaksız hale geliyor. Zaten Melih Cevdet Anday deyince akla gelecek kelimeler de belli. Denizsiz, doğasız, aşksız ve sevdasız bir Anday düşünülemez. Bu kitap, doğa ve ona ait unsurlarla bezeli pastoral bir hikâye, doyasıya cinsellik ve tutku dolu bir aşk hediye ediyor bize. Çünkü doğa gibi aşk da merak edilen, tadına ve gizemine şiir ve akıl yoluyla varılması mümkün olan bir konudur Anday'da. Tüm bunların yanında toplumsal meselelere de değinmekten kaçınmıyor. Karakterler ve aralarındaki diyaloglar üzerinden aydın ve aydınlanma kavramlarının birbirinden kopmaz ilişkisini ve çağımızda aydın olmanın her zamankinden daha güç olduğunu ele alıyor. Entelijansiyanın muzdarip olduğu konulardan dem vurup Türkiye’nin sosyo-politik gidişatına adeta ışık tutuyor. Roman; başından geçen birtakım siyasi olaylar yüzünden kafa dinlemeye, köyde yaşayan dayısının yanına giden bir yeğenin söylemiyle başlıyor. Ve geldiği bu yerde dayısının evlatlığı Vedia
Edebiyat
RaziyeMelih Cevdet Anday · Everest Yayınları · 2023715 okunma
7/10
·292 syf.··
2025 12. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 01 Kasım 2025 16:34
RaziyeRaziye, sevgili kitaplibidunya hesabında görüp merak ederek aldığım bir kitaptı. Gökçe Hanım o kadar içten ve etkileyici bir şekilde bahsetmişti ki, “Bu romanı mutlaka okumalıyım,” diyerek başladım okuma serüvenime.    Romanda yazar, hikâyeyi ismi verilmeyen üç ana karakter üzerinden anlatıyor: dayı, yeğen ve Vedia. Anlatıcı konumundaki yeğen, 12 Mart döneminin siyasi karmaşasından uzaklaşmak için dayısının köyüne sığınıyor. Fakat sığındığı bu yer, düşündüğü gibi sakin bir kaçış değil; tam aksine bambaşka bir dünya, hatta küçük bir ütopya ile karşılaşıyor. Çünkü dayısı, köyde mevcut düzenin dışına çıkarak kendince ideal bir “mini devlet” kurmaya çalışıyor. Hem köylüye yeni bir ekonomik sistem kazandırmaya uğraşıyor hem de sosyal yaşamı baştan inşa etmeye çabalıyor. Tüm bu meydan okumaların ortasında asıl gizem ise evlatlık kızı Vedia…   Kitabın daha ilk cümlesi insanı içine çekiyor: “Sevdalanmaya gidiyormuşum meğer…” Böyle bir girişle başlamışken nasıl merak etmeyesiniz? Yazarın şiirsel dili, doğa betimlemeleriyle birleşince atmosfer çok güçlü bir şekilde kuruluyor. Fakat bu sadece bir aşk hikâyesi değil; yeğenin Vedia’ya duyduğu aşkı okurken bir yandan da dayının köylüyü değiştirme çabasının neden başarısız olduğunu, ideal devlet düzeni kurma hayalinin neden gerçekle çakıştığını görüyorsunuz. İşte tam burada roman; aşk, ideoloji ve özgürlük arasındaki o ince çizgide büyüyor. Yeğen ve Vedia ikilisinin daha doğrusu yeğenin gözünden onun aşkını okurken aslında dayısının da köylüyü geliştirme mücadelesi etrafında idealist fikirlerinin neden olmadığıyla ilgili tam bir  hayal ile gerçek arasında sıkışmışlık anlatısına dönüşüyor.  Anday, çatışmayı romanda çok etkili kullanmış. Hem iyi-kötü hem de fikir çatışmaları sıkça karşımıza çıkıyor. Özellikle dayı ile yeğen
Edebiyat
RaziyeMelih Cevdet Anday · Everest Yayınları · 2023715 okunma
10/10
·278 syf.··
2021 16. kitabı
-spoiler yoktur- bu kitap için klişe olacak belki, belki 10 okurun 10u da aynı şeyi söyleyecektir ama; “sevdalanmaya gidiyormuşum meğer.” diye başlayan bu eser, daha ilk cümleden okurun yüreğine dokunmayı başarıyor. kent yaşamından köy yaşamına bakış, o psikolojik tahlillerin ustalığı, sanki oradaymışız gibi bizi serinleten serin yaz rüzgarlarının mükemmel tasviri... o dağlar, deniz, plaj... kitap bitti ve ben hala eserin geçtiği yerlerde dolaşıyorum. yıllar sonra bile kütüphanemde duran Raziye’yi gördükçe o sokaklara, bahçeli dayı evine, Vedia’nın köy evindeki lüks odasına, balıkçı teknesine gidip gidip geleceğim. merak duygusunu eserin ilk sayfasından son sayfasına kadar taşımayı başarıyor Anday. hiç tahmin etmedim, tahmin edemedim. tahmin etmek istememiş de olabilirim. kapıldım gittim. aşkı gerçekten hissettirebilen eserler nadirdir benim için. sonuna kadar hissettim. o önemsenmeyişi, görmezden gelinişi o kadar mecburi bir empatiyle okudum ki, ana karakterin “e ben şimdi ne olucam?” hissiyatı içindeyim şu an. bir şeyler oldu, bir şey değişti / her şey değişti ve şimdi biz yolumuza devam etmek zorundayız, en zoru da bu ya(!) hissiyatını öyle derinden hissediyorum ki... yazarın, olayın akışı içerisinde kendi sözünü kesip şimdiden cümleler kurması, olayın kalıcığını, vuruculuğunu arttırıyor. böyle eserlerin yüreğimde hep kor etkisi yarattığını biliyordum zaten. “şimdi düşünüyorum da, insan geçi geçivererek gördüğü şeyler arasında bunlardan hangisinin ileriki yaşamında unutulmaz bir yer tutacağını bilemiyor, nerden bilsin!” syf 29 işte böyle es’ler veriyor yazar. okurken “ne oldu ki acaba?” diye düşünmemek elde değil. “aşk, bir çabanın sonucu olamaz. başımıza gelir ancak.” aşkı öyle derinden anlatabilmiş ki, bu kadar olurmuş ancak. kalbimi oraya, o köye, o eve
RaziyeMelih Cevdet Anday · Everest Yayınları · 2023715 okunma
10/10
·292 syf.··
Beğendi
·
2025 22. kitabı
Nasıl anlatabilirin ki bende bıraktığı tesiri. Vedia yalansız saf temiz, gözümde canlandırması meleksi, imkansız bir ruh, yakından tanışılması gereken bir karakter. Yazarın son eseri diye biliyorum, sanki öyle de güzel bir nokta koymuş. Kitabı bitirince ahh çekmeniz gerekiyor, yoksa bir daha okuyun :)
RaziyeMelih Cevdet Anday · Everest Yayınları · 2023715 okunma
Eski Bir Dosta Rastlamak Gibi
Puan vermedi·292 syf.··
2024 2. kitabı
·
31 günde okudu
·
Okunma: 17 Şubat 2024 18:29
Romantik bir kitap olarak başlama izlenimi verse de toplumcu gerçekçi eleştirileri durumları da içinde barındıran bir kitap olarak her ikisini içinde barındırıyor. Bireyi, kişinin kafasının içindeki duyguları anlatan kitaplar benim için her zaman daha etkileyici olmuştur. Toplumdan, dünyadan bir şeyler bulunduran her eser benim için biraz değer kaybediyor. Bu kitap biraz da şu klasik "sanat sanat için mi toplum için mi" sorusunun değerlendirilmeai gibi. Özlenen o eski yazlar var kitapta. Her şey değil. Hafif bir bulur var gibi . Bunu biraz da Kahramanı Vedia 'ya sorduğu soruların tam karşılığını alamıyor olması neden oluyor. 2-Kitabı okumanın çok değişik bir tadı var. İnsan o an okurken eski, silik silik olmuş anılarını, eski günlerini düşünürken yaşadığı duyguyu hissediyor. Geçmişin o güzel, özlenen yazları gibi. Biraz da kafamızda kurduğumuz o çok özlenen ve asla ulaşılamıyan aşkı aramak gibi. İlgimi çeken durumlardan biri de Melih Cevdet'in kullandığı, daha önce başka yerlerde rastlamadığım kelimelerdi. Farklı kelimeler Tanıtlamak,yansıtmak, sevi (siz), bili(siz) Kitabın bireyin ruhsal halini anlatımının yanınından toplumcu gerçekçi tartışmalara girmesi biraz da roman karakterlerinin tartışmlarının yansıması aslında. Ana karakter bireyci olarak amcasını suçlarken aslında kendisi geldiği köyde son derece bireyi, kişiyi anlatan bir yaşam kuruyor. Resim yapıyor, duygusal durumlar yaşıyor ve bunlar tamamen bireysel. Kendisi önceki geldiği yerde toplumsal olaylara girdiği anlaşılıyor. Bireyci olarak suçladığı amcası ise köyde toplumu değiştirecek, hayat standartlarını yükseltecek işler yapıyor. Tabi bu karakterimizin geldiği şehirdeki toplumsallıktan uzak bir bireycilik. Kitapta sanatlı anlatım da mevcut. Büyülü bir anlatım var. Gerçekçi bir anlatım da var ama
İnceleme
RaziyeMelih Cevdet Anday · Everest Yayınları · 2023715 okunma
Sevdalanmaya gidiyormuşum meğer…
Puan vermedi·292 syf.··
2025 24. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 12 Mart 2025 01:02
Bir TV.programında Mahir Ünsal Eriş'in tavsiyesiyle alıp okuduğum kitap. Mahir Ünsal Eriş çok sevdiği bu roman için diyor ki: “Çünkü Raziye, bir aşkı anlatmanın o en kadife halini gördüğüm kitaptır. Başı kavak yelleriyle hülyalı bir kentlinin, kentinde değil de toprağında bulduğu aşka maşuk oluşunun en güzel, kalbe en dokunan, bunu yaparken de aklı tokatlamaktan geri durmayan ifadesidir Raziye. Gördüğüm en güzel başlayan romanlardan biridir, “Sevdalanmaya gidiyormuşum meğer,” diye başlar. Melih Cevdet’in o şair ruhunun insanlığa armağan ettiği müthiş romanıdır Raziye.” Kitap sırf ilk paragrafı için bile alınıp okuyanabilir. "Sevdalanmaya gidiyormuşum meğer... Bunu daha önce bir kâhin bana söyleseydi, kuşkusuz geri dönmeye kalkmazdım, ama bu sevdanın nerede, nasıl karşıma çıkacağını düşünmekten belki de olayların sırasını bozardım, zamanı altüst ederdim. Geleceğimizi bilmemektir bizi zamanın içine sokan. Yoksa bir gün dizlerine dokunur dokunmz onun soyunuvereceğini bilip de beklemek, bir ölümlünün sabrını aşar.”
RaziyeMelih Cevdet Anday · Everest Yayınları · 2023715 okunma
Puan vermedi·292 syf.··
2026 6. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 17 Şubat 2026 15:12
Raziye’yi okurken dışarıdan sakin ve durağan görünen bir hayatın içinde ne kadar derin çatışmalar olabileceğini hissettim. Raziye’nin suskunluğu bana hiçbir şeyin göründüğü kadar basit olmadığını hatırlattı. Onun söyleyemedikleri, söylediklerinden çok daha ağır ve gerçek geldi.Bu roman bende, özellikle görünmez kalmanın ve anlaşılmamanın insanda nasıl bir iç yalnızlık yarattığını düşündürdü. Raziye’yi okurken zaman zaman kendimi de onun yerine koydum; kabullenmekle vazgeçmek arasındaki o ince çizgide yürüdüğünü hissettim. Hikâye ilerledikçe, anlatılanın sadece Raziye’ye değil, hepimize ait olduğunu fark ettim.Melih Cevdet Anday’ın dili sade ama etkisi uzun süre kalıyor. Roman bittikten sonra bile zihnimde suskunluklar dolaşmaya devam etti. Bu kitap bana, bazı hayatların sessiz yaşandığı için değil, kimse gerçekten bakmadığı için fark edilmediğini düşündürdü. Hızlı okunacak bir roman değil; durup düşünmeyi, satır aralarında kalmayı gerektiriyor. Benim için Raziye, insanın kendi iç dünyasına sessiz bir yolculuk oldu.
1000Kitap
RaziyeMelih Cevdet Anday · Everest Yayınları · 2023715 okunma
Puan vermedi·292 syf.··
2024 16. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Mart 2024 20:00
Melih Cevdet Anday 1915 yılında Çanakkale'de doğdu. Doğumundan kısa bir süre sonra ailesiyle İstanbul'a geldi ve çocukluğu Kadıköy'de geçti. Babasının işi nedeniyle Ankara'ya taşınmalarının ardından, lisede Orhan Veli Kanık ve Oktay Rifat'la tanıştı. Edebi hayatına 1936'da Varlık'ta yayımlanan ''Ukde'' şiiriyle başlayan Anday, 1937'den itibaren Garip tarzının öncü şairlerinden biri oldu. Garip(1941) kitabında Orhan Veli ve Oktay Rifat'ın şiirleriyle birlikte Melih Cevdet'in şiirleri de yer aldı. 1962'de yayımlanan Kolları Bağlı Odysseus kitabıyla başta mitoloji olmak üzere metinlerarasılığın yoğun biçimde kullanıldığı bir şiire yöneldi ve bu tarzı son şiirlerine kadar devam ettirdi. Yunan mitolojisinin yanı sıra Gılgamış Destanı gibi Doğu metinlerinde de, Karacaoğlan gibi halk şairlerinin şiirlerinden de yararlanarak kendi deyişiyle ''metinler üstüne şiirler'' kaleme aldı. 1989'da yayımlanan Güneşte kitabındaki şiirlerle, felsefesinin eşlik ettiği bir ''ara şiir dili'' geliştirdi. Şiirin yanı sıra romanları, oyunları ve denemeleriyle de önemli bir yazar olarak anıldı. 28 Kasım 2002'de hayata veda etti. ''Sevdalanmaya gidiyormuşum meğer.'' Dönemin gençlik hareketlerinde, meydanlarda aktif bir rol alan konservatuar öğrencisi genç bir adam, Ege'nin bir kasabasında evlatlık büyüttüğü kızı Vedia isimli genç kadın ile yaşayan dayısının evine gitmek zorunda kalır ve hikaye bu sözle başlar. Karakterin dediği gibi bir sevda yolculuğudur bu, köydeki yaşama, dayısının hayata bakışına uzak olan bu genç adam hayatın manasını Vedia'nın aşkında soluğunda bulur. Bir yanda kaçıp geldiği toplumsal çalkantılar, bir yanda doğanın aşka tahrik eden devinimleri, bir yanda köy halkının bağnazlıkları ve dayısının bunlarla savaşımı derken roman muazzam bir tempoda ilerler. Denizin
Edebiyat
RaziyeMelih Cevdet Anday · Everest Yayınları · 2023715 okunma
7/10
·290 syf.··
Beğendi
·
2019 154. kitabı
Merhaba, iyi kalpli dostlarım! Melih Cevdet, adını uzun zaman duyduğum ama bir türlü başlamaya fırsat bulamadığım bir yazardı. Kısmet bugüne imiş. Biliyor musunuz bunu söylemeden edemeyeceğim, acayip derecede psikolojik olarak etkiledi beni kitap. Saat başına 20 sayfa bile okuyamadan ilerledim kitapta. Aşırı derecede yordu beni. Bu yorgunluk dilinin ağırlığından, yazının kalitesizliğinden gibi sebepler içermiyor ayrıca. Hikaye o kadar ağır ki, burada da ilerlemesinden bahsetmiyorum, sizi içine hapsederek içinden çıkılmaz bir raddeye getiriyor. Çıkamıyorsunuz da zaten işin aslı. Bir de işin en can alıcı noktası ne biliyor musunuz arkadaşlar? 1975 yılından beridir yapılan bütün basımlarda ve kitap arkası yazı geleneğinde hep Dayı ve Yeğen arasında bir çatışma gösterilmiş ama bunun oldukça yanlış olduğunu düşünüyorum. Asıl çatışma nerede biliyor musunuz? Kitapta (gayet ciddiyim, şaka yapmıyorum) bildiğiniz MAL rolü oynatılan bir kadın karakter Vedia var. Bir de kitabı KAHRAMAN BAKIŞ AÇISI kullanarak anlatan kişimiz yani Dayı denilen karakterin köye gelen Yeğeni var. Bu ikisi baştan sona çatışıyorlar aslında. Bütün olay bunların arasında bitiyor ama bu kolay kolay verilmiyor kitaba da. Bir diğer farklı durum ne diyebiliriz? Köy hayatı ve köy insanları denilince aklımıza ne gelir? İşte köy yemekleridir efendim yayladır, temiz havva, soğuk su falan diyecek olursanız bunlar değildir. Köylük yerde öncelik nedir biliyor musunuz? Dedikodu. Çünkü köyde yaşayan insanlarımız o kadar tutucudur ki insan kendi kuzenleriyle bile yaşı büyüdükçe köyde çok fazla konuşamaz duruma gelir. Anında Dedikodu çıkarmaya hazır BOŞ bir kitle mutlaka vardır orada. Kitapta ise bu iki KUZEN rolü verilmeye çalışılan insan birbiriyle çok fazla yakınlaştıkları halde bunda bir sorun görülmüyor, Müslüman
RaziyeMelih Cevdet Anday · Everest Yayınları · 2023715 okunma

Yazar Hakkında

Melih Cevdet AndayYazar · 68 kitap
Melih Cevdet Anday (13 Mart 1915, İstanbul - 28 Kasım 2002, İstanbul), şair, tiyatro oyunu, roman, deneme, makale yazarı. Lise arkadaşları Orhan Veli ve Oktay Rifat'la birlikte ortaya çıkardıkları Garip Akımı ile Türk şiirindeki yenilenmeyi başlatmıştır. Kolları Bağlı Odysseus ile kendine özgü felsefi şiir akımını başlatmış, Garip Akımı`ndan ayrılmıştır. UNESCO'nun Courrier dergisi, 1971 yılında onu Cervantes, Dante, Tolstoy, Unamuno, Seferis ve Kawabata düzeyinde bir edebiyat adamı olarak gördüğünü açıklamıştır. İstanbul'da doğan Melih Cevdet Anday'ın çocukluğu Kadıköy Bahariye'de geçti. Ortaokula kadar İstanbul'da eğitim gördü. Liseyi ise Ankara'da, Gazi Lisesi'nde tamamladı. Lisede okuduğu sırada, Orhan Veli ve Oktay Rifat ile tanıştı. Liseyi bitirdikten sonra bir süre Hukuk Fakültesi'ne devam etti. Daha sonra Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi'ne kaydoldu. Ancak Devlet Demiryolları'nda memur olarak çalıştığı için öğrenimine devam edemedi. Çalıştığı kuruluş tarafından sosyoloji öğrenimi görmek için Belçika'ya gönderildi. Ukde isimli şiiri 1936'da Varlık Dergisi'nde yayımlandı. Bunun ardından şiirleri Ses, Yaprak, Yeditepe, Papirüs, Yeni Ufuklar, Yeni Dergi, Soyut, Ataç, Dönem, Yön gibi dergilerde yayınlandı. Orhan Veli ve Oktay Rifat ile birlikte 1941 yılında Garip isimli şiir kitabını çıkardı. Hasan Âli Yücel'in tavsiyesi ile Milli Eğitim Bakanlığı Neşriyat Müdürlüğü'ne memur olarak atandı. 1946 seçimleriyle birlikte bakanlığın el değiştirmesi sonrasında önce yeniden askere alındı, sonra Konya'ya atandı. Ancak bu atama daha sonra geri alındı. Anday, bir süre sonra bu görevinden ayrılarak İstanbul'a döndü. 1953-1954 yılları arasında Akşam Gazetesi'nin edebiyat ve sanat sayfasını hazırladı. Fikirleri sebebiyle işten çıkarıldı. Doğan Kardeş Yayınları'na geçti ve çeviriler yaptı. Buradaki görevinden de aynı sebeple ayrılmak zorunda kaldı. 1958'den itibaren Tercüman, Büyük Gazete, Yeni Tanin ve İkdam'da kendi adıyla ve çeşitli takma adlarla denemeler ve makaleler yazdı, tefrika romanlar yayınladı. 1960'ta Nadir Nadi'nin desteğiyle Cumhuriyet'te köşe yazıları yazmaya başladı. Bu gazetedeki yazılarını 1997'ye kadar sürdürdü. 1956'da yayınladığı Yanyana isimli şiir kitabı, 142. maddeye aykırı olduğu gerekçesiyle 1964'te yasaklandı. Anday gerek şiir kitaplarıyla, gerekse daha sonraları yöneldiği roman ve tiyatro alanlarındaki yapıtlarıyla birçok ödül aldı. Anday, İstanbul Belediye Konservatuarı Tiyatro Bölümü'nde diksiyon, özel bir tiyatro okulunda mitoloji dersleri verdi. 1964-1969 yılları arasında TRT'de yönetim kurulu üyeliği, 1979-1980 yıllarında da Paris'te eğitim müşavirliği görevlerinde bulundu. Solunum ve böbrek yetmezliği tanısıyla Marmara Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi'ne kaldırılan Melih Cevdet Anday, 28 Kasım 2002'de 87 yaşındayken vefat etti. Büyükada mezarlığında toprağa verildi. Takma Adları Anday, eserlerinde kendi adı haricinde şu takma adları da kullanmıştır: Yaşar Tellidede, Niyaz Niyazoğlu, A. Mecdi Velet, M. C. A., H. Mecdi Velet, Yaşar Tellidere, Gani Girgin, Zater, Yaşar Tellioğlu.