Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

9/10
·245 syf.··
2023 32. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 01 Aralık 2023 02:36
Raziye.. Beklentimin çok daha üzerinde olan şahane bir kitap. Aslında ben sıradan bir aşk hikayesi okuyacağım diye düşünüyordum. Bilirsiniz, tutkulu, derin ve muhtemel kısa zamanlı bir aşk kitabı.. Gelgelelim öyle olmadı. Evet kitapta söz konusu olan aşk var ama bunun yanında karakterlerin kendi içlerindeki çözümlemeyi de okuyoruz. Bir yandan bireyci bir yaklaşımı benimsemiş bir dayı, diğer yandan toplumsal yaklaşan ve bireyci yaklaşımı kabul görmeyen bir yeğen. Bu iki karakterin diyalogları gerçekten öğretici nitelikteydi. Okumak hoşuma gitti. Tabii bir de Raziye var. Ah saflığın, iyiliğin, masumiyetin vücut bulmuş hali Raziye. Beklediğimden çok başka bir karakterdi. Bu dünya için fazla güzelsin Raziye
Edebiyat
RaziyeMelih Cevdet Anday · Hür Yayın · 1980715 okunma
Bir Doğa Metaforu Olarak Raziye
8/10
·245 syf.··
Beğendi
·
2025 17. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2025 02:28
Bireyin doğa karşısındaki konumunu ana karakterin Raziye'ye olan aşkı üzerinden ustaca sergileyen bir roman. Raziye doğanın kendisi gibi. Hareketleriyle, tavırlarıyla, hiç düşünmeden davranmalarıyla, dürtüselliğiyle tam olarak doğa. Birey ise -aydın bir toplumda yetişmenin de etkisiyle- sorgulayan, akleden ve düşünen yönüyle doğanın bu basitliğini, bu gelişigüzelliğini yabancılıyor. Fakat bir şehir yaşamından doğal yaşama geçtiğinde işler değişiyor. Bu kez doğayı tüm basitliğiyle kabul ediyor. Doğal bir yaşamda birey, kendi ilkel eğilimlerini açığa çıkarmaya daha çok imkân buluyor. Raziye'ye âşık olan, onu anlamak isteyen ama bir yandan da yabancılayan bir adamın zihninden geçenler, düşünerek davranmayı seven her bireyin zihninden geçenler aslında. Aşkın o büyük anlamlarından sıyrıldığı, basitleştiği ve ilkelleştiği bir doğayı elbette hepimiz yadırgarız. Cinsellikten ibaret görülmesini kabul edemeyiz. Aşkın iki kişinin birbirini önemsemesi, yüceltmesi, sadakatle kapsaması da olduğuna inanırız. Ama doğada aşkın anlamı cinsellikten ibarettir. Raziye bize doğanın/doğamızın çiğ, vahşi yüzünü sunar ve hem bireysel hem toplumsal değerlerimizi alaşağı eder. Ama biz Raziye'den yani doğadan ibaret değiliz. Raziye'ye bakarız evet, onu severiz de. Ama onun yadırgadığımız ve kabullenemediğimiz yönleri de vardır.
Edebiyat & Roman
RaziyeMelih Cevdet Anday · Hür Yayın · 1980715 okunma
Puan vermedi·245 syf.··
2025 17. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 30 Aralık 2025 00:24
Kitabı Londra Edebiyat Kulübü toplantımız icin pdften okudum. Romandaki dayı karakteri otoritesi ve Raziye başta olmak üzere herkesi dizayn etmeye çalışmasıyla resmi ideolojidir bana göre. Yeğen sosyalist aydını Raziye direkt halkı simgeler diye düşünüyorum. Üçü de sınıfının tarihsel yönüne göre davranıyor. Roman psikolojik okumalara da müsait. Melih Cevdet romanı ile geç tanıştım ama sevdim.
RaziyeMelih Cevdet Anday · Hür Yayın · 1980715 okunma
Onu çok sevmiştim, o benim her şeyimdi
10/10
·245 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 08 Şubat 2026 18:50
Melih Cevdet Anday'ın dört kitaplık serisi Raziye ile tamamlandı. Birbiriyle bağlantılı olmasa da sırasıyla tercih ettim. John Fante , Yusuf Atılgan kadar önemli bir yerde nezdimde. "Sevdalanmaya gidiyormuşum meğer" diye nefis bir cümleyle başlıyor... Merak sürekli cebinizde, okurken cümleler huzurla akıyor. Bitmesin istediğim için uzattım. Dayı, yeğen ve Vedia. Özgün üç karakterle doğanın içinde bir yerlerde kaybolabilirsiniz.
RaziyeMelih Cevdet Anday · Hür Yayın · 1980715 okunma
10/10
·245 syf.··
Beğendi
·
2025 374. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Ekim 2025 10:23
Melih Cevdet Anday, 1975 yılında kaleme aldığı bu romanda Dayı ve Yeğen karakterleri üzerinden kurulan ideal yaşam düşüncesini eleştirir. Romanda Dayı karakterinin ütopyacı-devrimci tutumları gelecek tasarısı niteliğinde görünse bile baskın bir gelecek tasarısı yer almamaktadır. Halbuki ütopyalarda imkânsız ve mutluluğun egemen olduğu bir gelecek söz konusudur. Roman tam bir ütopik bir kurguya sahip olmasa ve ütopya türüne örnek gösterilemese de değişim, yeniden kurma, toplumu kalkındırma, üretim gibi ütopik düşünce yapıları özellikle Dayı karakterine yüklenmiş durumdadır. Dayı ile Yeğen arasındaki çatışmalar, bir bakıma klasik ütopya ile modern ütopya kavramlarının farklarının ortaya konmasını sağlar. Klasik ütopyanın düşünce yapısı Dayı'da, modern ütopyanın düşünce yapısı ise Yeğen'de görülür. Klasik ütopyalarda yöneticilerin yönetimle ilgili bilgi ve erdeme sahip olduğu öne sürülür. Halk için doğru olanı belirlemede sadece bu yöneticilerin söz hakkı bulunur. Dayı karakterinin eylemlerinde bu durum söz konusudur. Köylüyü, Raziye'yi ve Yeğen'i, yaşam biçimiyle ilgili tüm sistemi kontrolü altında tutmak ister. Vedia'nın (Raziye'nin) ancak kendisi gibi soylu bir adamla evlenmesine izin verebileceğini, aksi takdirde onu evlendirmeyeceğini dile getirir. Yeğen ise olaylara ve durumlara farklı yaklaşmaktadır. Daha ılımlı, herkesi olduğu gibi kabullenen ancak halk için devletin varlığına ihtiyaç duyulmadığını öne süren bir ideolojiye sahiptir. Bu ideolojik yapı modern ütopyalarda görülmektedir. Modern ütopyalarda üretime zorunlu değil gönüllü katılım esastır. Bireyi zora koşacak herhangi bir eylem baskı olarak değerlendirilir. Anlatının içinde Dayı'nın ağzından henüz toplumun birey olma bilincine sahip olmadığı, bu sebeple de gerçek birey ortaya çıkana dek kurtarıcılara ve
Hayata Dair
RaziyeMelih Cevdet Anday · Hür Yayın · 1980715 okunma
8/10
·292 syf.·
2022 80. kitabı
KİTAP HAKKINDA Raziye, Melih Cevdet Anday’ın ilk kez 1975 yılında basılan kitabı. İkinci baskısı 1980 yılında yapılmıştır. Melih Cevdet, ikinci baskıda birçok düzeltme yapmış, roman karakterlerinde belirgin değişikliklere gitmiştir. KİTABIN KONUSU Entelektüel, yaşlı bir adam olan Dayı, Ege’nin küçük bir sahil kasabasına yerleşir. Amacı kasaba halkına bir şeyler öğretmektir. Çingenelerden küçükken evlatlık aldığı kızı Vedia ile birlikte yaşamaktadır. Bir gün, siyasi bir dava yüzünden İstanbul'dan kaçan Ali (Dayının yeğeni) yanlarına gelir, bir süre hep birlikte yaşamaları gerekir. Hikaye, Ali’nin köye gelmesiyle başlıyor. Anlatıcı ve baş karakter Ali. Olayları onun gözünden görüyor ve okuyoruz. Konu hakkında başka detay vermeyeceğim. Okuyacak olanların merak duygularını baltalamak istemiyorum… YORUM VE GÖRÜŞLERİM Öncelikle kitabın, “Sevdalanmaya gidiyormuşum meğer...” diye başlayan giriş cümlesi muhteşem ve daha ilk sayfadan sizi içine çekiyor. Sadece giriş cümlesini bile defalarca okudum. Melih Cevdet Anday, bildiğiniz gibi esasında şair yönüyle tanınır. Şiirlerini daha önce okumuştum, ilk defa bir romanını okuyorum. Kitapta bolca tasvir var. Bu tasvirler çok zengin, hatta şiirsel olsa da alışana kadar biraz zorluk çektim. Okudukça yazarın anlatım biçimine alıştım. Kitabın bazı bölümlerinde erotik sahneler var ancak rahatsız edici bir seviyede değil. Hikayenin içine iyi yedirilmiş, olayların doğal akışında kendi içinde mantıklı sahneler. Bu yüzden rahatsızlık duymadım. Kitabın ana teması; genç bir erkeğin, genç ve güzel bir kadına aşık olması. Melih Cevdet, aşkı çok güzel anlatmış. Öyle doğal anlatmış ki kitabı okurken insanın aşık olası geliyor… Bunun dışında, şehirle kırsal kesim arasındaki uçuruma, aydın insanla köylü insanı arasındaki çatışmalara da yer
Edebiyat
RaziyeMelih Cevdet Anday · Everest Yayınları · 2023715 okunma
Pastoral Bir Sevişmenin Romanı: Raziye
10/10
·292 syf.··
2023 4. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2023 02:48
"Sevdalanmaya gidiyormuşum meğer... Bunu daha önce bir kâhin bana söyleseydi, kuşkusuz geri dönmeye kalkmazdım, ama bu sevdanın nerede, nasıl karşıma çıkacağını düşünmekten belki de olayların sırasını bozardım, zamanı altüst ederdim. Geleceğimizi bilmemektir bizi zamanın içine sokan. Yoksa bir gün dizlerine dokunur dokunmaz onun soyunuvereceğini bilip de beklemek, bir ölümlünün sabrını aşar." Bazı kitaplar başlangıç cümleleriyle okuyucuda ilgi uyandırmayı başarır, bunlardan çok azı ise devamında kendine hayran bırakır. Raziye, kuşkusuz bu kitapların başında geliyor benim için. Yukarı yazdığım alıntıyla başlıyor ve okuru öylesine içine çekiyor ki... Anday'ın şairane diliyle pastoral anlatımı birleşince unutulmaz bir roman çıkıyor ortaya. Her bir cümlesinin büyük bir itinayla nakşedildiği o kadar belli oluyor ki okurken keyif almamanız olanaksız hale geliyor. Zaten Melih Cevdet Anday deyince akla gelecek kelimeler de belli. Denizsiz, doğasız, aşksız ve sevdasız bir Anday düşünülemez. Bu kitap, doğa ve ona ait unsurlarla bezeli pastoral bir hikâye, doyasıya cinsellik ve tutku dolu bir aşk hediye ediyor bize. Çünkü doğa gibi aşk da merak edilen, tadına ve gizemine şiir ve akıl yoluyla varılması mümkün olan bir konudur Anday'da. Tüm bunların yanında toplumsal meselelere de değinmekten kaçınmıyor. Karakterler ve aralarındaki diyaloglar üzerinden aydın ve aydınlanma kavramlarının birbirinden kopmaz ilişkisini ve çağımızda aydın olmanın her zamankinden daha güç olduğunu ele alıyor. Entelijansiyanın muzdarip olduğu konulardan dem vurup Türkiye’nin sosyo-politik gidişatına adeta ışık tutuyor. Roman; başından geçen birtakım siyasi olaylar yüzünden kafa dinlemeye, köyde yaşayan dayısının yanına giden bir yeğenin söylemiyle başlıyor. Ve geldiği bu yerde dayısının evlatlığı Vedia
Edebiyat
RaziyeMelih Cevdet Anday · Everest Yayınları · 2023715 okunma
7/10
·292 syf.··
2025 12. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 01 Kasım 2025 16:34
Raziye, sevgili kitaplibidunya hesabında görüp merak ederek aldığım bir kitaptı. Gökçe Hanım o kadar içten ve etkileyici bir şekilde bahsetmişti ki, “Bu romanı mutlaka okumalıyım,” diyerek başladım okuma serüvenime.    Romanda yazar, hikâyeyi ismi verilmeyen üç ana karakter üzerinden anlatıyor: dayı, yeğen ve Vedia. Anlatıcı konumundaki yeğen, 12 Mart döneminin siyasi karmaşasından uzaklaşmak için dayısının köyüne sığınıyor. Fakat sığındığı bu yer, düşündüğü gibi sakin bir kaçış değil; tam aksine bambaşka bir dünya, hatta küçük bir ütopya ile karşılaşıyor. Çünkü dayısı, köyde mevcut düzenin dışına çıkarak kendince ideal bir “mini devlet” kurmaya çalışıyor. Hem köylüye yeni bir ekonomik sistem kazandırmaya uğraşıyor hem de sosyal yaşamı baştan inşa etmeye çabalıyor. Tüm bu meydan okumaların ortasında asıl gizem ise evlatlık kızı Vedia…   Kitabın daha ilk cümlesi insanı içine çekiyor: “Sevdalanmaya gidiyormuşum meğer…” Böyle bir girişle başlamışken nasıl merak etmeyesiniz? Yazarın şiirsel dili, doğa betimlemeleriyle birleşince atmosfer çok güçlü bir şekilde kuruluyor. Fakat bu sadece bir aşk hikâyesi değil; yeğenin Vedia’ya duyduğu aşkı okurken bir yandan da dayının köylüyü değiştirme çabasının neden başarısız olduğunu, ideal devlet düzeni kurma hayalinin neden gerçekle çakıştığını görüyorsunuz. İşte tam burada roman; aşk, ideoloji ve özgürlük arasındaki o ince çizgide büyüyor. Yeğen ve Vedia ikilisinin daha doğrusu yeğenin gözünden onun aşkını okurken aslında dayısının da köylüyü geliştirme mücadelesi etrafında idealist fikirlerinin neden olmadığıyla ilgili tam bir  hayal ile gerçek arasında sıkışmışlık anlatısına dönüşüyor.  Anday, çatışmayı romanda çok etkili kullanmış. Hem iyi-kötü hem de fikir çatışmaları sıkça karşımıza çıkıyor. Özellikle dayı ile yeğen
Edebiyat
RaziyeMelih Cevdet Anday · Everest Yayınları · 2023715 okunma
10/10
·278 syf.··
2021 16. kitabı
-spoiler yoktur- bu kitap için klişe olacak belki, belki 10 okurun 10u da aynı şeyi söyleyecektir ama; “sevdalanmaya gidiyormuşum meğer.” diye başlayan bu eser, daha ilk cümleden okurun yüreğine dokunmayı başarıyor. kent yaşamından köy yaşamına bakış, o psikolojik tahlillerin ustalığı, sanki oradaymışız gibi bizi serinleten serin yaz rüzgarlarının mükemmel tasviri... o dağlar, deniz, plaj... kitap bitti ve ben hala eserin geçtiği yerlerde dolaşıyorum. yıllar sonra bile kütüphanemde duran Raziye’yi gördükçe o sokaklara, bahçeli dayı evine, Vedia’nın köy evindeki lüks odasına, balıkçı teknesine gidip gidip geleceğim. merak duygusunu eserin ilk sayfasından son sayfasına kadar taşımayı başarıyor Anday. hiç tahmin etmedim, tahmin edemedim. tahmin etmek istememiş de olabilirim. kapıldım gittim. aşkı gerçekten hissettirebilen eserler nadirdir benim için. sonuna kadar hissettim. o önemsenmeyişi, görmezden gelinişi o kadar mecburi bir empatiyle okudum ki, ana karakterin “e ben şimdi ne olucam?” hissiyatı içindeyim şu an. bir şeyler oldu, bir şey değişti / her şey değişti ve şimdi biz yolumuza devam etmek zorundayız, en zoru da bu ya(!) hissiyatını öyle derinden hissediyorum ki... yazarın, olayın akışı içerisinde kendi sözünü kesip şimdiden cümleler kurması, olayın kalıcığını, vuruculuğunu arttırıyor. böyle eserlerin yüreğimde hep kor etkisi yarattığını biliyordum zaten. “şimdi düşünüyorum da, insan geçi geçivererek gördüğü şeyler arasında bunlardan hangisinin ileriki yaşamında unutulmaz bir yer tutacağını bilemiyor, nerden bilsin!” syf 29 işte böyle es’ler veriyor yazar. okurken “ne oldu ki acaba?” diye düşünmemek elde değil. “aşk, bir çabanın sonucu olamaz. başımıza gelir ancak.” aşkı öyle derinden anlatabilmiş ki, bu kadar olurmuş ancak. kalbimi oraya, o köye, o eve
RaziyeMelih Cevdet Anday · Everest Yayınları · 2023715 okunma
10/10
·292 syf.··
Beğendi
·
2025 22. kitabı
Nasıl anlatabilirin ki bende bıraktığı tesiri. Vedia yalansız saf temiz, gözümde canlandırması meleksi, imkansız bir ruh, yakından tanışılması gereken bir karakter. Yazarın son eseri diye biliyorum, sanki öyle de güzel bir nokta koymuş. Kitabı bitirince ahh çekmeniz gerekiyor, yoksa bir daha okuyun :)
RaziyeMelih Cevdet Anday · Everest Yayınları · 2023715 okunma

Yazar Hakkında

Melih Cevdet AndayYazar · 68 kitap
Melih Cevdet Anday (13 Mart 1915, İstanbul - 28 Kasım 2002, İstanbul), şair, tiyatro oyunu, roman, deneme, makale yazarı. Lise arkadaşları Orhan Veli ve Oktay Rifat'la birlikte ortaya çıkardıkları Garip Akımı ile Türk şiirindeki yenilenmeyi başlatmıştır. Kolları Bağlı Odysseus ile kendine özgü felsefi şiir akımını başlatmış, Garip Akımı`ndan ayrılmıştır. UNESCO'nun Courrier dergisi, 1971 yılında onu Cervantes, Dante, Tolstoy, Unamuno, Seferis ve Kawabata düzeyinde bir edebiyat adamı olarak gördüğünü açıklamıştır. İstanbul'da doğan Melih Cevdet Anday'ın çocukluğu Kadıköy Bahariye'de geçti. Ortaokula kadar İstanbul'da eğitim gördü. Liseyi ise Ankara'da, Gazi Lisesi'nde tamamladı. Lisede okuduğu sırada, Orhan Veli ve Oktay Rifat ile tanıştı. Liseyi bitirdikten sonra bir süre Hukuk Fakültesi'ne devam etti. Daha sonra Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi'ne kaydoldu. Ancak Devlet Demiryolları'nda memur olarak çalıştığı için öğrenimine devam edemedi. Çalıştığı kuruluş tarafından sosyoloji öğrenimi görmek için Belçika'ya gönderildi. Ukde isimli şiiri 1936'da Varlık Dergisi'nde yayımlandı. Bunun ardından şiirleri Ses, Yaprak, Yeditepe, Papirüs, Yeni Ufuklar, Yeni Dergi, Soyut, Ataç, Dönem, Yön gibi dergilerde yayınlandı. Orhan Veli ve Oktay Rifat ile birlikte 1941 yılında Garip isimli şiir kitabını çıkardı. Hasan Âli Yücel'in tavsiyesi ile Milli Eğitim Bakanlığı Neşriyat Müdürlüğü'ne memur olarak atandı. 1946 seçimleriyle birlikte bakanlığın el değiştirmesi sonrasında önce yeniden askere alındı, sonra Konya'ya atandı. Ancak bu atama daha sonra geri alındı. Anday, bir süre sonra bu görevinden ayrılarak İstanbul'a döndü. 1953-1954 yılları arasında Akşam Gazetesi'nin edebiyat ve sanat sayfasını hazırladı. Fikirleri sebebiyle işten çıkarıldı. Doğan Kardeş Yayınları'na geçti ve çeviriler yaptı. Buradaki görevinden de aynı sebeple ayrılmak zorunda kaldı. 1958'den itibaren Tercüman, Büyük Gazete, Yeni Tanin ve İkdam'da kendi adıyla ve çeşitli takma adlarla denemeler ve makaleler yazdı, tefrika romanlar yayınladı. 1960'ta Nadir Nadi'nin desteğiyle Cumhuriyet'te köşe yazıları yazmaya başladı. Bu gazetedeki yazılarını 1997'ye kadar sürdürdü. 1956'da yayınladığı Yanyana isimli şiir kitabı, 142. maddeye aykırı olduğu gerekçesiyle 1964'te yasaklandı. Anday gerek şiir kitaplarıyla, gerekse daha sonraları yöneldiği roman ve tiyatro alanlarındaki yapıtlarıyla birçok ödül aldı. Anday, İstanbul Belediye Konservatuarı Tiyatro Bölümü'nde diksiyon, özel bir tiyatro okulunda mitoloji dersleri verdi. 1964-1969 yılları arasında TRT'de yönetim kurulu üyeliği, 1979-1980 yıllarında da Paris'te eğitim müşavirliği görevlerinde bulundu. Solunum ve böbrek yetmezliği tanısıyla Marmara Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi'ne kaldırılan Melih Cevdet Anday, 28 Kasım 2002'de 87 yaşındayken vefat etti. Büyükada mezarlığında toprağa verildi. Takma Adları Anday, eserlerinde kendi adı haricinde şu takma adları da kullanmıştır: Yaşar Tellidede, Niyaz Niyazoğlu, A. Mecdi Velet, M. C. A., H. Mecdi Velet, Yaşar Tellidere, Gani Girgin, Zater, Yaşar Tellioğlu.