En sonda söyleyeceğimi en başta söyleyeyim :Eğer imkanım olursa bu kitabı muska kadar küçültüp boynuma asmak isterdim. Öyle ki hep hatırlamak için hep yanımda olsun. Hatırladıkça Marquez 'in büyüsü hep benimle olsun. O ladar ki eğer bir hikaye aklımdan silinirse ve ben bu unutmuşluğu fark edecek olursam çok üzülürüm. Çünkü bu kitap adeta bir okul. Ben bu okula erken mi başladım bilmiyorum ama bu kitabı okuduktan sonra bir okur olarak seviye atladığım hissettim. Yazarları tanımanın en güzel yollarından birinin onların hikayelerini okumak olduğunu bilirdim de bu bilgiyle hiç bu kadar hakkaten öyle dediğimi hatırlamıyorum. Her bir hikayesin de Marquez bir şeyler deniyor, cümlede, her kelimede. Her karakterde bir şeyleri anlatma derdi var. Bir okur olarak ne kadar kendimi verebilirsem o kadar farklı bakabildiğimi fark ettim hikayelere. Tabi bilmiyorum yazar kadar bakabildim mi?
Kitap Marquez in tam bir labaratuatı olmuş. Gabo tüm sihirlerini denemiş ortaya büyülü gerçekçi bir iş çıkmış. Ben artık Marquez kıvrık hunilerin içinde yeşil sıvıların buharını tüttüğü masanın arkasında sihir yaparken hayal ediyorum.
Ve olmazsa olmaz, şu ana kadar okuduğum her kitabında hissettiğim o bizim kültüre, bizim toplumun ruhuna yakınlık hissi. O toplumdaki batıllıklar, o tuhaf inanışların toplumda yer bulması, insanların absürt de olsa sırf gelenek diye bazı tabular karşı gelmemesi hep bizden şeyler. Tam da bu yüzden toplumun içinde bu batıllıklar olumca aslında bizim gerçek dünyada yaşadığımız büyülü gerçekçi değil mi? Kendi toplumumuz şöyle bir dönüp bakarsak insanlarımızın batıl inançları günlük hayatlarına koyduğu yerde, onlara uyarak dikkat ederek yaşadığı durumda büyülü gerçekçiliğin yeri zaten var. Bu yüzden Marquez 'in ve bize dönersek Yaşar Kemal' in anlattıklarını fantastik
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bir an için, yeni yeni alışmaya başladığı bu ülke ona hiç bitmeyen bir
yazın hüküm sürdüğü, çocukların güneşli havada özgürce sokaklarda oynadığı neşeli ve eğlenceli bir masal diyarı gibi göründü.
Memleketi anlatirken bundan hiç bahsetmemişlerdi.