“Karşısında yaşamaya değer bir şey vardı işte; kazanmak için savaşmaya, mücadele etmeye ve evet, uğruna ölmeye. Kitaplar haklıydı. Dünyada böyle kadınlar da vardı.”
“Bir kadın yüzünün, erkeğin nefretini çektikçe daha da güzelleştiğini anlamıştım. Ondan nefret ettikçe daha da güzelleştiği için Carmen’i öldüren Don José’nin ne hissettiğini şimdi gayet iyi anlayabiliyordum. Gözleri sabit, yüzündeki sinirler hareketsiz, kanı çekik dudakları sımsıkı kapalı olan Naomi; kötülüğün vücut bulmuş hâli gibiydi. Yüzü asıl şimdi, tam bir fahişe pervasızlığındaydı.”
“Bu Naomi’nin düşüşü olmakla birlikte benim de düşüşümdü. Bir erkek olarak sadakat, dürüstlük ve saflığı kenara bırakmış, geçmişte gurur duyduğum ne varsa fırlatıp atmış, bir fahişenin önünde diz çökmüş ve buna dair utancımı bile kaybetmiştim. Hatta bu nefret etmem gereken fahişenin suretine, başımı yukarı kaldırıp yalvarırcasına baktığım bir tanrıçaymışcasına tapıyordum.”