Etrafımdaki herkesin acelesi vardı. Ama bir havaalanında olduğumuz ve binecekleri uçaklara geç kaldıklari için degil Acele etmeye bağımlı oldukları ve acele etmeden nasıl yaşanır bilemedikleri için. Çünkü bu çağda her şey acildi. Sokaklar, caddeler ve evlerdeki hayat daima aceleyle yaşanıyordu.
Ve bu dünyada gerçek aileler kan değil, acı bağıyla kuruluyordu. Dolayısıyla ardından ağlamak için Asbjörn'ün en sevdiği yemeği ya da burcunu bilmelerine gerek yoktu.
Neden o kampta ölmedim? Bardağı taşıran o son damla gibi... Hiçbir zaman bardağa ait olmamış ve gelişiyle her şeyi altüst etmiş o damla gibi hissediyordum kendimi...
Neden o kampta ölmedim? Hiç var olmaması gereken biri gibi hissediyordum kendimi. Neden hayatta kaldım? Herkesin yerini bulup oturduğu kalabalık bir sofrada, ayakta kalmış gibi hissediyordum.........