Ahmet Ümit'in polisiye romanlarını sever misiniz? O zaman, "Karanlıkta Koşanlar" dizisi tam size göre! 2001 yılında TRT'de yayınlanan dizinin hikâyesi Ahmet Ümit'ten, senaryosu ve yönetmenliği de Uğur Yücel'den. Başrol oyuncular ise, Uğur Yücel ile Haluk Bilginer.
Ahmet Ümit'in karakteri olan Nevzat, dizinin baş karakteri. Diziden bahsetmek gerekirse: Nevzat, Mualla'nın yaşadığı travma sonrası kendisini alkole vermiştir. Uzun bir aradan sonra ortaya çıkışı, can ciğer arkadaşı olan Ali'nin ve polis arkadaşlarının da dikkatini çeker. Sadece bununla da kalmaz. Aynı zamanda Nevzat'ın ortaya çıkışıyla birlikte bir dizi cinayetler de işlenir. Bu cinayetler, eski üç arkadaşı yeniden bir araya getirir: Nevzat, Ali ve Fikret. Bu üçü de, bir dizi cinayetlerin de etkisiyle tehlike altındadır. Ama unutulan bir şey vardır: Şeytan, ayrıntıda gizlidir.
Sadece 10 bölümlük bir mini dizi olduğunu belirteyim ve her bölümü de, bir saatin altında. Anlatıcı bir karakterin olayları anlatmasıyla akıcı, olaylarla merak uyandıran ve izlemesi keyifli bir dizi.
Finalle ilgili de bir not düşmek gerekir. Finalde öyle bir yere bağlanıyor ki, dizinin bütün akışı değişiyor. Tam anlamıyla romanın canlandırılmış hâli gibi bir dizi. Kıyıda köşede kalmış ve daha fazla izlenmeyi hak eden bir dizi.
Diziden bazı replikler:
"Dalga geçme koçum. Şöyle karşılıklı nefes almak varken, ölümü seçme enayiliği sana mı kaldı yani?" (1. Bölüm)
"Yani insanoğlu böyle, hayatın anlamı nedir falan, fikri vardır ya. Benim yok. İçime bakıyorum. Orada bir tek Mualla var." (2. Bölüm)
"Kafamın içi lunapark gibi ya! Çarpışan arabalar, dönme dolaplar... Çelik rayların üzerinde 200 kilometre süratle düz duvara doğru gidiyorum. Dümeni kırdım kırdım, yoksa duvara çarpıp parçalanacağım." (6. Bölüm)
"Ben tıptan anlamam ama en