Hiçbir şey uzaktan göründüğü gibi değildir. İnsanların kurtuluşunun ne liberal anlayışta ne de kapitalist anlayışta olmadığını yerinde gördüm. çözümün ne olabileceğini düşünürken Kur'an okumaları yaptım. Ve gördüm ki hem gerçek sosyal adalet hem de insanların huzur ve özgürlüğü ancak İslam ile mümkündür. Bu da İslam'ın anlaşılıp yaşanması ile mümkündür.
İçinde oturduğumuz ev tutuşmuş yanıyor! Bilmem ki bu yangını bırakıp neyden bahsedebiliriz? Her türlü tertip tanzim bir yana, yemekler iltifatlar bir yana, şimdi şu yangını nasıl söndürebiliriz, ondan bahsedelim ve koskoca Asr-ı saâdeti bir çığlık şeklinde hülasaya çalışalım: Ashab-ı Kiram peygamberimize itaat etmiş, bu itaat manzumesi içinde mal vermiş, can vermiş, İslam imparatorluğu'nun tuğlaları bu şuheda gövdelerinden olmuş ve harcı da onların kanlarıyla yoğrulmuş. Onlara bakalım da nasıl, niçin ve hangi hallerde mal vereceğimizi, can vereceğimizi anlayalım. Bunu anlayabilmek için ayet ve hadislerin ruhuna uygun olarak İslam'da 'CİHAD' meselesini işleyelim...
"Efendiler, İslam âleminin çatısı çatlamış, başımıza yıkılmak üzere. Biz evvela bu tehlike içinde birbirimize ziyafet veriyoruz. Bu yetmiyormuş gibi bir de münakaşa ediyoruz. Yani İslam âleminin çatlayan çatısını görmüyoruz da kendi çatımız çatladı diye kıyamet koparıyoruz. Yeter artık, uyanın, anlayın!"