“Her insanın hayatı bir kıssadır. Her tarihsel olay bir kıssadır. Allah sayısı belirsiz kıssalar arasından bir kısmını seçerek Kur’an’da anlatmakta ve bunlarla insanlara hidayet maksatlı mesajlar vermektedir. Tarihçeler de buna benzer bir iş yapar. Tarihteki her atomik detayı anlatmazlar. Önemli şahsiyetleri veya önemli olayları anlatırlar. Önemli şahsiyetlerin önemsiz detaylarını da anlatmazlar. Mesela Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethederken, bir tarihçi fetih esnasında yaşanan önemli olayları anlatır. Ancak o tarihçi, Fatih’in atının cinsinden ya da akşam yemeğinde yediği tavuğun pişmiş mi pişmemiş mi olduğundan söz etmez. Orada tarihçiyi asıl ilgilendiren şey, ayrıntıların kendisi değil, büyük olayın anlamıdır. Çünkü o olayın insanlık tarihinin gidişatına etkisi vardır. Bu bakış açısı Kur’an-ı Kerim’deki kıssalarda da vardır.”
“ Bana: “Sen şuna buna niçin sataştın?” diyorlar. Farkında değilim; karşımda müthiş bir yangın var, alevleri göklere yükseliyor, içinde evladım yanıyor, imanım tutuşmuş yanıyor. O yangını söndürmeye, imanımı kurtarmaya koşuyorum. Yolda birisi beni kösteklemek istemiş de ayağım ona çarpmış, ne ehemmiyeti var? O müthiş yangın karşısında bu küçük hâdise bir kıymet ifade eder mi? Dar düşünceler, dar görüşler…”