"Beni bekleyen yaşantının şimdiye kadar sürdüğümden daha coşkulu, daha geniş ufuklu olacağını düşünüyordum... Çünkü bu sizin yaşantınızdı efendim; bunun yanında benim yaşayışım denize akan bir dere gibi kalıyordu."
"Evet, birçok kişiler insanlık, sevgi, ruh yüceliği gibi duyguları önemsemezler, bunu bilirim: İşte, karşımda bu duyguları eksik olan iki benlik vardı. Bu eksiklik yüzünden birisi dayanılmayacak kadar buruk, öbürü de tiksindirici bir şekilde tatsız olup çıkmıştı. Akılsız salt duygu gerçi pek lezzetsiz bir şerbete benzer, ama duygunun yumuşatamadığı salt akıl da insanın boğazından geçmeyecek kadar acı, kekre bir ağudur."
"Beni tümüyle sarıp egemenliği altına alan bir etkisi, bir büyüsü vardı ki duygularımı iradenin elinden alıyor, kendi kudretine tutsak ediyordu. Hiç istememiştim onu sevmeyi; yüreğimdeki aşk tohumlarını görür görmez söküp atmak için çok çalışmıştım...Okurum bunu biliyor. Ama şimdi, onu yeniden gördüğüm şu ilk anda gönlümdeki tohumlar canlanıvermiş, yemyeşil, dipdiri filiz sürmüştü. Efendim, yüzüme bile bakmadan kendisini sevmeye zorluyordu beni."
"Dikkatini o kadınlara verdiğini, baksam da farkına varmayacağını anlar anlamaz, gözlerim, elimde olmadan, onun yüzüne gitti. Gözlerimi yönetemez oldum. Kirpiklerim ille kalkmakta, gözbebeklerim karşıdan ona saplanmakta direniyordu. Bakıyor, bakmaktan da derin bir kıvanç duyuyordum. Keskin gene de içimi buran bir duyguydu.