Sultan II. Abdülhamid dönemi, Osmanlı'nın en çalkantılı dönemlerinden biridir; her anlamda yoğun sıkıntılar yaşanmaktadır. Buna rağmen mübarek beldeleri korumak ve hacıların güvenle gidip gelmelerini sağlamak amacıyla meşhur Hicaz Demiryolu'nu yaptırmıştır.
Padişah bu konuda o kadar hassastır ki; İstanbul'dan Medine'ye uzanan demiryolu Harem hudutlarına yaklaşınca, rayların döşemesinde sadece Müslüman işçilerin çalışmasını emretmiştir. 31 Ağustos 1908 tarihinde Medine'ye ulaşan hattın son 30 kilometrelik kısmına ise yine Padişah'ın emri ile keçe döşenmiştir. Amaç, Hz. Muhammed'i (S.A.V) rahatsız etmemekti.
Niyet hadisini çok geniş çerçeveden değerlendirmek durumundayız. Bir kadın sabah uyandığında güne başlarken "Rabbim, bugün yapacağım tüm işlerde senin rızana ulaşmayı hedefliyorum. Çocuğumla ilgilenmem, evimi temizlemem, namazım, Kur`an virdim, kendime gösterdiğim özen; her ne yapıyorsam senin rızana ve hoşnutluğuna erişmek için diye niyet ederse tüm bu işlerini ihlasla yapacak ve inşAllah Allah Teâlâ'nın rızasına erişecektir.
Arapça'daki "Hakeme" kökü, sadece "hüküm vermek" demek değildir. Asıl kök anlamı "bir şeyi bozmaktan veya sınırı aşmaktan engellemek"tir.
Atın Gemi: Atın azgınlaşmasını ve yanlış yola gitmesini engelleyen ağzındaki o parçaya Arapça'da "hakeme" denir.
Hikmet: Tıpkı o gem gibi, insanı yanlış kararlardan ve cehaletten koruyan bilgeliğe "hikmet" denir.
Kur'an-ı Kerim: Kur'an'a da bu yüzden "Hakîm" denir. O, insan nefsinin aşırılıklarına bir "gem" vurur; onu uçurumdan korur ve hayatına denge getirir.