Mehmet Han

Mehmet Han
@AcizKul1453
Dünyada ki Güzellikleri görmek ve göstermek , Sevginin evrensel olduğunu ve kimsenin tekelinde olmadığını, Samimiyetin bizlere kattığı değeri ifşa etmek.
Şehit edilen Şalcı Bacı
Dilek Sipahi; YIL 1926… Yer Erzurum… Şehirde gizli bir heyecan var… Bir kadın asılacak.. Osmanlılar zamanında kadınlar idam edilmezmiş… Bir meydana bir sehpa kurulmuş… Jandarmalar kadını götürüyorlar… Kadın çarşaflı… O tarihte Anadolu’da bütün Müslüman kadınlar çarşaflıydı… Kadının suçu ne? Yeni çıkartılan Şapka Kanunu’nu tenkit etmiş… Kadın bohçacılık yapan ve “Şalcı Bacı” adıyla tanınan bir vatandaş.İdam edilmeye götürülürken Erzurum ağzıyla “Kadın şapka giye ki asıla…” diye söyleniyor. Kadın söyleniyor, kadın sürükleniyor, kadın asılacak… Jandarmalar ite kaka kadını sehpanın yanına götürüyor. Kara yüzlü cellat orada… Kadının boynuna yağlı ilmeği geçiriyor, ayaklarının altındaki sandalyeyi çekiyor. Kadının vücudu titriyor, sallanıyor… Şalcı Bacının gırtlağından ölüm hırıltıları çıkıyor. Acaba o son dakika ve saniyelerinde Kelime-i Şehadet getirebildi mi? İnşaallah getirmiştir. Cellat kadının bacaklarından hızla çekiyor, boyun kemiğini kırıyor. Kadın ölüyor. Cesedi sehpada sabah rüzgarı ile sallanıyor. Titrek bir ezan sesi duyuluyor… Bu kadının idam hükmünü Çetin Altan’ın dedesi Tatar Hasan Paşa vermiştir. Altan bu konuda şu satırları yazmıştır: “Dedem Hasan Paşa çok sert bir askerdi. İsmet Paşa topçu okulunda öğrenci iken, Hasan Paşa okul müdürüydü. Sonrası ünlü komutanlar olan o dönemin öğrencileri, anlatıp dururlar Hasan Paşa’nın sertliğini. Bir şapka isyanını bastırmakla görevlendirildiği bir kentte, hızını alamayıp bir de kadın asmıştı. Sanırsam siyasal suçtan ilk asılan kadın odur tarihimizde. Kadın sehpaya çıkmadan önce “Ben bir hatun kişiyim. Şapka ile ne derdim ola ki” demiş galiba. Ben o tarihte henüz doğmamışım. Çok ama çok sonradan öğrendim bunları. Ve inanın ince sızı gibi tatsız bir burukluk kaldı içimde.” Gazeteci Nimet Arzık, bu olayı
1000k
Reklam
Bana uzak ama benden yakın bir ıraksın sen.
İçimde Ulaşamadığım , dokunamadığım ama hissedebildiğim Bana uzak ama benden yakın bir ıraksın sen. NHB
Din
Aç ela gözlüm gözlerinde ki o perdeyi.
Bazen yeni duygularla sabaha merhaba dersin , Sonra içinde derin bir özlem oluşur birden , Sanki sahilde dalgalar bekleyen martılar gibi , Ulaşır kulaklarına dalgaların sesleri ... Tam dokunayım derken uyandırır bir el Seni , Aç ela gözlüm gözlerinde ki o perdeyi.
Şiir
just a kiss
'' a kiss is a beautiful trick designed by nature to stop speech when words become superfluous."
1000k
MUTLAKA OKUNMASI GEREKEN BİR YAZI
Adı Âfiyet Sıddıki, otuz yaşlarında,😔 Pakistanlı bir nöroloji uzmanı, Harvard’dan fahri diploma almış tek doktor, çeşitli üniversitelerden 144 fahri diploması var, sinir sistemi alanında birçok üniversitede çalışarak diploma almış, onun seviyesinde ABD’de dahi bir tıp adamı yok… Tıbbı ve nörolojiyi ABD’nin en önemli üniversitelerinden biri olan Massachusetts Teknoloji Üniversitesi (MIT)’nde tamamladı, annesi, kardeşleri ve kocası da tıpçı. Kritik çalışmasını Amerikalılara duyuran kocasından ayrıldığı için üç çocuğu da yanında kaldı. İnsanları biyolojik silahların tahribatından koruyacak bir orijinal program üzerinde çalışıyordu, bu programın başarılı sonuçlanması ABD’nin milyarlarca dolar sarf ettiği bu silahları etkisiz hale getirecekti. ABD istihbâratı kendisine “programı sonlandırması ve geldiği noktaya kadar olanı büyük bir meblağ karşılığında satın almayı” teklif etti, o, “henüz bitirmedim” diyerek teklifi reddetti. ABD istihbaratı, asılsız ve delilsiz olarak onu el-Kaide ilişkisi ile itham ederek üç çocuğu ile birlikte ve Pakistan’dan izin alarak kaçırdı, 2003 Mart’ından bugüne kadar zindanda. Onu, ABD-Afganistan’ın şöhreti en kötü olan Bagram Cezaevi’ne ve erkeklerin yanına hapsettiler. Koğuşu gardiyanlara ve diğer tutuklulara açık, gardiyanlar durmadan işkence yapıyorlar, mahkûmların tecavüzleri sebebiyle onun çığlıkları gece boyunca kulakları tırmalıyordu. Bir İngiliz gazetesinin (Yvonne Ridley) açıklamasına göre ona yapılan işkencelere değil bir kadın en güçlü erkeklerin bile dayanması mümkün değildi. New York’ta ilk mahkemeye çıktığında durumu içler acısı idi, yakalandığı sırada göğsünden yaralanmış doğru dürüst tedavi edilmemişti, böbreklerinden biri ve bağırsaklarından bir kısmı alınmıştı, ayakta duramıyordu, otururken de birilerine dayanıyordu, çok zayıf
Din
Reklam