Şahsı Fakr

Demek bu meydan-ı imtihanda olanlar, başıboş değiller; saadet sarayları ve zindanlar onları bekliyorlar.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bir köy muhtarsız olmaz, bir iğne ustasız olmaz, sahipsiz olamaz, bir harf kātipsiz olamaz; biliyorsun. Nasıl oluyor ki, nihayet derecede muntazam şu memleket hâkimsiz olur?
Nasıl ki, insan, şu âlem-i kebirin bir misal-i musağğarıdır. Ve Fatiha-i Şerife şu Kur'ân-ı Azîmüşşan'ın bir timsal-i münevveridir. Namaz dahi, bütün ibadatın envaını şamil bir fihriste-i nuraniyedir. Ve bütün esnaf-ı mahlûkatın elvan-ı ibadetlerine işaret eden bir harita-i kudsiyedir.
Her kim hayat-ı fâniyeyi esas maksat yapsa,zahiren bir Cennet içinde olsa da, manen Cehennemdedir. Ve her kim, hayat-ı bâkiyeye ciddî müteveccih ise, saadet-i dâreyne mazhardır. Dünyası ne kadar fena ve sıkıntılı olsa da, dünyasını Cennetin intizar salonu hük münde gördüğü için, hoş görür, tahammül eder, sabır içinde şükreder.
Eğer gözü, gözün Sâni-i Basîr'ine satsan ve Onun hesabına ve izni dairesinde çalıştırsan, o zaman şu göz, şu kitab-ı kebir-i kâina-tın bir mütalâacısı ve şu âlemdeki mu'cizat-ı sanat-ı Rabbaniyenin bir seyircisi ve şu küre-i arz bahçesindeki rahmet çiçeklerinin mübarek bir arısı derecesine çıkar.