Şahsı Fakr

Nasıl ki, insan, şu âlem-i kebirin bir misal-i musağğarıdır. Ve Fatiha-i Şerife şu Kur'ân-ı Azîmüşşan'ın bir timsal-i münevveridir. Namaz dahi, bütün ibadatın envaını şamil bir fihriste-i nuraniyedir. Ve bütün esnaf-ı mahlûkatın elvan-ı ibadetlerine işaret eden bir harita-i kudsiyedir.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Her kim hayat-ı fâniyeyi esas maksat yapsa,zahiren bir Cennet içinde olsa da, manen Cehennemdedir. Ve her kim, hayat-ı bâkiyeye ciddî müteveccih ise, saadet-i dâreyne mazhardır. Dünyası ne kadar fena ve sıkıntılı olsa da, dünyasını Cennetin intizar salonu hük münde gördüğü için, hoş görür, tahammül eder, sabır içinde şükreder.
Eğer gözü, gözün Sâni-i Basîr'ine satsan ve Onun hesabına ve izni dairesinde çalıştırsan, o zaman şu göz, şu kitab-ı kebir-i kâina-tın bir mütalâacısı ve şu âlemdeki mu'cizat-ı sanat-ı Rabbaniyenin bir seyircisi ve şu küre-i arz bahçesindeki rahmet çiçeklerinin mübarek bir arısı derecesine çıkar.
Bizim savaşımız, Müslümanların savaşı ilginç çağa, çağın ilginçliğine karşı bir savaştır. İlginç bir çağda yaşıyoruz, ama hayatımızı bu bunaltıcı ilginçlikten kurtarmak istiyoruz. Her şeyin bir kendi yeri olmalı diyoruz, her şey kendi yerinde olmalı.
Evet, ilginç, hem fazlasıyla ilginç bir çağda yaşıyoruz. Çağımızın ilginçliği eskilerin "zamâne azgın" dediği bozulmaların da ötesindeki özelliklerden ileri geliyor. Tohumları Batı Avrupa'da çatlamış ve sonra halka halka bütün yerküreye yayılmış bir medeniyetin sahip olduğu ilginçlik içindeyiz.