Facundo Cabral şöyle der:
“Hayat senden hiçbir şeyi almaz:
seni özgürleştirir… seni hafifletir ki daha yükseğe çıkabilesin, tamamlanmaya ulaşabilesin.
Doğumdan ölüme kadar hayat bir okuldur;
bu yüzden senin ‘sorun’ dediğin şeyler aslında birer derstir.
Kimseyi kaybetmedin:
Ölen kişi sadece bizden önce gitti, çünkü hepimiz aynı yöne doğru gidiyoruz.
Ve onda olan en güzel şey — sevgi — hâlâ senin kalbinde yaşıyor.
Ölüm yoktur… sadece bir taşınma vardır.
Ve diğer tarafta harika insanlar seni bekliyor: deden, annem…
O, yoksulluğun sevgiyi yakınlaştırdığını düşünürdü,
çünkü para bizi binbir şeyle oyalayıp uzaklaştırır,
bizi güvensiz yapar.
Tadını çıkarabileceğimiz o kadar çok şey var ki…
ve dünyadaki bu yolculuk o kadar kısa ki,
acı çekmek zaman kaybıdır.
Elimizin altında olan şeyler:
kışın karı, ilkbaharda çiçekler,
Perusa’nın çikolatası, Fransız bageti, Meksika taco’su, Şili şarabı,
denizler ve nehirler,
Brezilya futbolu,
Binbir Gece Masalları, İlahi Komedya, Don Kişot, Pedro Páramo,
Manzanero’nun boleroları, Whitman’ın şiirleri,
Mahler, Mozart, Chopin, Beethoven’ın müziği…
ve daha niceleri.