Özge

Geceler sevenler içindir.
Duygu ve Düşünce
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Nietzsche’nin “Kendi yolunda giden biri, hiç kimseyle karşılaşmaz: ‘Kendi yolunda yürümenin’ yapısında vardır bu” sözü, bireysellik ve özgünlük üzerine derin bir mesaj taşıdığını söyleyebiliriz. Bu söz, kişinin kendi yolunu çizmesi, başkalarının beklentilerine veya toplumsal normlara uymak yerine kendi değerlerine ve içsel doğruluğuna sadık kalması gerektiğini vurgular. Nietzsche’ye göre, gerçek anlamda kendi yolunda yürümek, yalnızlığı ve farklılığı göze almayı gerektirir; çünkü bu yol, başkalarının sıkça tercih ettiği ortak yollardan ayrılır. Bu, hem bir özgürlük hem de bir yalnızlık durumudur; kişinin kendi varoluşsal amacını bulması için cesaretle yüzleşmesi gereken bir durum. Nietzsche, bu sözüyle bireyin özgünlüğüne ve kendi yolunu çizmesinin önemine işaret eder. Kendi yolunda yürümek, toplumsal baskılardan, hazır kalıplardan ve başkalarının onayından bağımsız bir şekilde kendi hakikatini aramak demektir. Ancak bu yol, yalnızlığı da beraberinde getirir; çünkü özgün bir yol, başkalarının izlediği yollardan farklıdır ve bu nedenle “hiç kimseyle karşılaşılmaz”. Bu yalnızlık, zayıflık değil, aksine bireyin kendi varoluşunu inşa etme cesaretinin bir göstergesidir. Nietzsche, bu sözle, insanın kendini gerçekleştirmesi için konfor alanını terk etmesi ve kendi yolunda kararlılıkla yürümesi gerektiğini vurgular. Biraz Felsefe Biraz İnsanlık
Felsefe
Epiktetos demiş ki: "Kader önünde sonunda öyle veya böyle günahlarımızın bedelini önümüze koyar. Görünen ya da görünmeyen zaman içinde herkes günahlarının bedelini öder. Bunu bilen adam kimseye kızmaz, gücenmez, kimseyi aşağılamaz, kimsenin arkasından konuşmaz, kimseyi itham etmez, kimseden nefret etmez, kimseye kin tutmaz. Bunu bilen adam karşılaştığı aksiliklere şaşmaz. Önüne çıkan maddi-manevi engellerin kendi günahlarından başka bir şey olmadığını bilir." Kader, insan yaşamının labirentlerinde gizlenmiş en büyük sırdır. Stoacı filozof Epiktetos, bu sırrı çözmek adına derin bir farkındalık sunar: "Görünür ya da görünmez, herkes günahlarının bedelini öder." Ancak bu sözdeki derinlik, sadece bir ceza algısı değil, aynı zamanda bir yaşam dersi sunar. Çünkü bu ödeme, insanın ruhsal olgunlaşmasına kapı aralayan bir terbiye aracıdır. Epiktetos’un bu düşüncelerini anlamak için Stoacı felsefenin temeline inmeli, insanın kontrol edemeyeceği dış dünyayı kabul ederek, kontrol edebileceği tek şeyin kendi tutumları ve tepkileri olduğunu hatırlamalıyız. Epiktetos’un bahsettiği "günahlar", dini anlamda bir suçtan çok, insanın kendi içindeki dengesizliği, doğaya ve çevresine uyumsuzluğunu ifade eder. İnsan, bu dengesizliğin bedelini öderken aslında yeniden dengeye, uyuma ve huzura çağrılır. Bu anlayışla, Epiktetos’un “kimseye kızmaz, gücenmez, kimseyi aşağılamaz” şeklindeki çağrısı derin bir farkındalık içerir. Başkalarına öfke duyan, kin besleyen bir insan, aslında kendi hatalarını, kendi yetersizliklerini göremeyen kişidir. Oysa bilge insan, her zorluğu kendi içsel sınavı olarak görür. Başkalarını suçlamak yerine kendi ruhunu arındırmaya odaklanır. Epiktetos, yaşamın karşımıza çıkardığı maddi ya da manevi her aksiliği bir sınav olarak görmeyi önerir. Bu engeller, yüzeyde birer
Felsefe-Düşünce
Neredesin?
Geceleyin bir ses böler uykumu, İçim ürpermeyle dolar: -Nerdesin? Arıyorum yıllar var ki ben onu, Aşıkıyım beni çağıran bu sesin. Gün olur sürüyüp beni derbeder, Bu ses rüzgarlara karışır gider. Gün olur peşimden yürür beraber, Ansızın haykırır bana: -Nerdesin? Bütün sevgileri atıp içimden, Varlığımı yalnız ona verdim ben, Elverir ki bir gün bana derinden, Ta derinden bir gün bana “Gel” desin. Ahmet Kutsi Tecer
Şiir
Barış Manço - Yeni Bir Gün Albümünün Plağında Yazan Öykü Milattan önce 61 yılında bir temmuz akşamı(büyük bir olasılıkla 6 veya 7 temmuz) Venüs gezegeninden gelen bir uzay gemisi Nemrut dağının batı taraçasına indi. olayın tek tanığı, dağın eteklerinde yaşayan bir çobandı. mor ötesi ışınlar saçıp, düzenli fakat o güne dek duyulmamış, doğa üstü sesler çıkaran gemiye büyülenmiş gözlerle bakıyor, ne beklediğini bilmiyor, sadece bakıyor ve öylece bekliyordu. Zaman sınırının ötesinde bir bekleyişten sonra uzay gemisinin yavaşça aralanan kapısından, önce çelik mavisi bir ışık, ardından görülmemiş güzellikte bir yıldız kız indi. yıldırımla vurulmuş gibi oldu genç çoban. çiçeklerin en güzelini, türkülerin en duygulusuna karıştırdı ve yüreğinin sımsıcak sevgisiyle yıldız kızın ayakları altına serdi. Yıldız kız da tüm yaşamında belki ilk kez benliğinde ılık ılık birşeylerin aktığını hissetti o an. Ve o temmuz gecesi nemrut dağ’ında aşkların en güzeli yaşandı. Sabaha karşı yıldız kız, gemisine binip, dünyamızdan ayrılırken, çobana üstünde bir ay ve 19 yıldızdan oluşan galaksi sisteminin resmi çizili bir aslan heykelciği armağan etti, aşklarının anısını ölümsüzleştirmek için. ve geldiği gibi yavaşça kayboldu gökyüzünde. bundan gerisi... Çobanla yıldız kızın ne oldukları bilinemedi. Bu olayın geçtiği m.ö. 61 yılından beri 2000 yıldır, merkür ve mars’tan hatta birçok kez jüpiter’den defalarca dünyamıza gelerek, venüslü yıldız kızın bıraktığı heykelciği aradılar. Fakat elleri boş döndüler her seferinde. çünkü 2000 yıldır ellerindeki tüm haritalar nemrut dağ’ını van gölü yakınlarında gösteriyordu. Oysa o aslan heykelciği halen adıyamana 105 km uzaklıkta 2150 m. yükseklikteki haritalarda gösterilmeyen öbür nemrut dağ’ının batı taraçasında zeus, herakles, apollo heykellerinin
Alıntı