Düşlerimde sevdim seni,
sen oldum ama senin olamadım.
Sen başka sevdalarda,
ben başka diyarlarda…
Kalbime gömdüm seni,
izlerin hâlâ içimde.
Sen iyi bilirsin kalp kırmayı,
bir de toplayıp aynı yarayı deşmesini…
Gece midir bizi çeken,
yoksa o an yaşadıklarımız mı?
Gece midir bizi yoran,
yoksa insanlar mı?
Kalbim gibi karanlık,
düşlerim gibi şüpheli,
beynim gibi durgun,
duygularım gibi parlak…
Benden nefret ettiğini söylemiştin.
İki yabancı gibi, göz göze gelmeden yürüdük.
Ama kalplerimiz biliyordu;
hâlâ birbirine bağlıydı attığımız her adım.
Ne kadar “nefret ediyorum” desek de
o gün gözlerinde yine o koruma içgüdüsünü gördüm.
Sanki beni bırakmak istiyor ama
aynı anda düşersem tutacakmış gibi duruyordun.
Evime kadar geldin.
Hiçbir şey demeden… sustun.
Son kez sigaranı yaktın,
dumanı gecenin içine karıştı.
Ben son kez sana baktım.
Sen son kez kalbimi kırdın.
Ve bazı sonlar vardır…
iki yabancının yürüyüşü gibi başlar
ama içlerinden biri asla gerçekten gidemez.
Şu zamanlar o kadar doldum ki artık hayattım berbat bir şekilde ilerliyor dayanacak gücüm kalmadı sabır ediyorum ama nereye kadar çaresizce sadece olup bittenleri izliyorum