Ölü bir kentin
meydanında durup
kırmızı ayakkabıları bağlıyorum...
Bana ait değiller,
Anneminler.
Ona da annesinden kalmış.
Bir aile yadiğarı gibi elden ele geçmiş
ama yüz kızartıcı mektuplarmışçasına gizlenmişler de.
Ait oldukları evler ve sokaklar da gizlenmiş
tıpkı
bütün kadınlar gibi...
Gizli bir hayata sahip olmaya çalışabilirsiniz, ama er ya da geç süper-ego , olumsuz bir komplesk veya kültürün kendisi üzerinize boşanacaktır. Açlığını çektiğiniz , onaylanmamış bir şeyi saklamak zordur. Besleyici nitelikte olmasa bile, çalınmış zevkleri gizlemek zordur.
Başkalarının bedenlerimizi çekiştirmesine , yargılamasına, eksikler bulmasına izin vererek bir ömür geçirmek istermiyiz? Doğru diye dayatılanları reddedip derinlikleri dinleyecek, güçlü ve kutsal bir varlık olarak göreceğimiz bedene gerçekten kulak verecek kadar güçlü müyüz?
Zevk almamıza izin verilmeyen bedenlerimiz üzerine bir yas şarkısı söylüyorduk...
Her ikimiz de diğerinin inanılmazcasına güzel ve gizemli göründüğünü düşünüyorduk, zaten kim aksini düşünebilirdi ki ?