Şehri geride bırakmışsın, varmışsın bir dağın kalbine dokunmuşsun. Bir güven yurduna girer gibi huzurlusun. Yaşadığının farkına varıyorsun. Bir sel gibi akan şehir hayatının aksine burada zamanın durduğunu ve yaşadığını fark ediyorsun. Bir sükûnet hâli mevcut, ruhunun derinliklerine kadar sirayet ediyor. İkindi serinliğindesin. Dağın zirvesinde püfür püfür esen rüzgâr yüzünde güller açtırıyor.
Saklı Zaman Bahçeleri, klasik bir olay örgüsünden ziyade atmosfer ve düşünce üzerine kurulu bir roman. Bu yüzden hızlıca tüketilecek bir kitap değil; sindirilerek okunmayı, satır aralarında durup düşünmeyi isteyen, altı çizilecek cümlelerle dolu bir kitap.
Zamanlar arasında geçişlerin olduğu, yer yer mistik, yer yer sorgulayıcı bir anlatıyı seviyorsan seni kolayca içine çeker. Ancak daha düz, aksiyon odaklı bir hikâye arayanlar için zaman zaman ağır ilerleyen bir kitap olabilir.