Eğreti bir aileydi bizimki, evet; aile değil yamalı bohça, hiçbir şeyin konuşulmadığı ama herkesin gözü önünde sessiz dramların yaşandığı bir aile, araya kimse girmeden.
Sık sık Mevlana’dan alıntılar yapıyordu.
Altına simya ne gerek, simya bakıra gerek.
Kendini düzelt.
Diri olanı öldür: O bedenindir.
Ölü olanı dirilt: O kalbindir.
Var olanı sakla: O fani dünyadır.
Yok olanı getir: O öbür dünyadır.
Mevcut olanı yok et: O ihtirastır.
Mevcut olmayanı var et: O niyettir.
Annem üzümlü kurabiye ve tatlı yapar, kuru pasta alır, babaannem hayattayken tıpkı bayramlarda yaptığı gibi elişi mendil içinde harçlık verirdi bize. ( Çocuklar için çok sıkıcı olan o mendiller, ninenin aniden ölümüyle nasıl da kıymetlenir, ah nasıl özlenir.. )