E

E
@Adastraa01
“#” ile numaraladığım sözler bana aittir <3
Nutrition and Dietetics 3’
24 okur puanı
Ağustos 2025 tarihinde katıldı
Kaç kişiyi tanıdık gerçekten?
Şayet insanlar birbirini daha iyi tanısaydı birlikte çok daha iyi yaşayabilirlerdi; bugün yalnızca birbirimizi yeterince tanımamamızdan kaynaklanan, bizi dış görünüşlere aldanma ve başkalarının girdikleri rollere kanma tehlikesine açık hale getiren rahatsız edici insan ilişkileri de ortadan kalkardı.
Sayfa 26·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
“Sen seni bil, sen seni”
Gözlerimizin daha önce hiç olmadığı kadar dışa, başkalarına çevrili olduğu bu sosyal medya çağında giderek kendimizden uzaklaştığımızı hissediyor, bu yüzden de etrafa durmadan kendini bilme, kendini tanıma nasihatleri saçıyoruz. “Sen seni bil, sen seni” düsturu, bu kadim prensip bugün belki de daha önce hiç olmadığı kadar dillerde. İyi ki de öyle. Fakat sonuçta insan tek başına değil, başkalarıyla yaşayan, bundan da ötesi, başkalarıyla kendini bulabilen bir varlık. Bu yüzden de, “başkalarını bilme” ile desteklenmeyince “kendini bilme” ülküsü de, özünde faydalı ama öyle pek de etkili olmayan bir ideal olarak havada uçuşup yok oluyor. Başkalarını bilmeyince kendini bilmek de pek bir yere varamıyor. Başkalarını bilmek önce kendimizi bilmekten geçiyor, evet, ama başkalarını bilmeyince kendimizi bilmek de pek mümkün görünmüyor. Yani günümüzün en popüler telkini “kendini sev”deki sorunun aynısı burada da kendini gösteriyor. Başkalarını sevmeyince ve başkaları tarafından sevilmeyince (başkaları da bizi sevmeyi öğrenemeyince) istediği kadar kendini sevmeye çabalasın insan, taşlar yerine oturmuyor, yüreğinin huzursuzluğu bir türlü dinmiyor.
Sayfa 15·Kitabı okudu
"Ob Tò ndú, ἀλλὰ τὸ ἄλυπον διώκει ὁ φρόνιμος.” “Aklı başında kişi hoş olanın değil, acı vermeyenin peşindedir.“Aristoteles Dünyadaki en iyi şeyin acısız, sakin, tahammül edilebilir bir varoluş olduğunu kabul ederiz. Böylece onun değerini biliriz ve bunu hayali zevklerin huzursuz özlemiyle ya da aslında tümüyle kaderin elinde olan belirsiz bir geleceğe ilişkin ürkek endişelerle mahvetmekten kaçınırız; istediğimiz gibi mücadele etmeyi arzu ederiz.
Sayfa 12