"Ada..." diye fısıldadı Tuna." Ada bir anlamda benim çocuğum olabilir, belki de ben onun evladıyım... Ablam, kız kardeşim, annem, arkadaşım, imkansız aşkım ve belki de Ada aslında 'ben' im... Bizimkisi farklı bir tutku olmalı... "
Onu duymazdan geldi Tuna. Edebiyat ve sanatın giderek kültürsüzleştirilen, tüketim merkezli bir toplumda önemsiz bulunmasına bir türlü alışamasa da, bunun kendini yaralamasına engel olmaya çalışıyor, tabii olamıyordu.
Onu ilk gördüğümde yaşantımda önemli bir yer tutacağını ben anlamıştım, ama henüz o, bunu bilmiyordu. Anlamasın diye elindeki taşa sakladım gözlerimi. Bunu hissetmiş olmalı ki, o taşı bana armağan etti ve aslında gözlerimi bana geri verdi.