Sizin kadar kararlı bir evlilik düşmanı görmedim," dedi Sergey İvanoviç.
"Hayır, ben düşman değilim. Ben işbölümünden yanayım. Hiçbir şey yapamayan insanların çocuk yapmaları, diğerlerinin de onların eğitimine ve mutluluklarına hizmet etmeleri gerektiğini söylüyorum.
Çoluk çocuğunu seven iyi bir baba olarak onlara yalnızca zenginlik, bolluk ve şeref dilemeyeceksiniz, onların kurtuluşunu, ruhlarının gerçeğin ışığıyla aydınlanmasını da isteyeceksiniz. Öyle değil mi? Masum yavrucak size, 'Babacığım! Beni bu dünyada büyüleyen bütün bu şeyleri, toprağı, suyu, güneşi, çiçekleri, otları kim yarattı?' diye sorduğunda ne yanıt vereceksiniz? 'Bilmiyorum' mu diyeceksiniz? Tanrı bütün merhametiyle bunu sizin gözlerinizin önüne serdiğine göre bilmemezlik edemezsiniz. Ya da çocuğunuz, 'Öbür dünyada beni bekleyen nedir?' diye sorduğunda siz hiçbir şey bilmiyorken ne diyeceksiniz? Ona ne yanıt vereceksiniz? Onu dünyanın ve şeytanın albenisine mi bırakacaksınız? Bu hiç de iyi bir şey değil!
"Tanrı'nın yarattıklarını görürken onun varlığından nasıl kuşku duyabilirsiniz?" diye devam etti papaz hızlı ve alışkın ses tonuyla. "Gök kubbeyi yıldızlarla bezeyen kim? Yeryüzünü güzelliklerle donatan kim? Yaradan olmadan mümkün mü?"
"En büyük günahım kuşku duymaktır. Her şeyden kuşku duyuyorum ve sürekli kuşku içindeyim."
"Kuşku insanoğlunun zayıflığının eseridir," diye yineledi papaz. "En çok neden kuşku duyuyorsunuz?"
"Her şeyden. Hatta bazan Tanrı'nın varlığından da,"