Hiçbir çaba, hiçbir enerji harcamaz. sevgi gösterisinde bulunmaz, düşünmezdim. Dolayısıyla hiç yorulmaz, tükenmezdim. Ama aşkta her şeyimi vermiştim; yeteneklerimi, çabamı, duygularımı, en derin duygularımı... Bir azize gibi, bedelini hiç hesaplamadan, elimde avucumda ne varsa hepsini vermiştim. Tek bir şey dışında hiçbir şey istememiştim, hiçbir şey: aşkın korumasına sığınmak. Kendimi yeniden bulmak, yitirdiğim benliğimi yeniden kazanmak. Küçük görülmeyen, aşağılanmayan, tersine saygın ve üstün tutulan, duyarak yaşayan bir insan olmak.
"Sanki gizli bir ateşle yanıyor gibisin."
"Aşığım."
"Aşık mı?"
"Sevmek ne demek, biliyor musun?" diye sordum.
Üzgün üzgün, "Hayır," dedi.
"Zavallı," dedim.
"Seni zavallı kadın, yanılgılar içindesin," dedi.
"Aşk diye bir şeyin varlığına inanıyor musun?"
"Aşk beni bambaşka bir insan yaptı. Dünyayı harikulade kıldı"
Herkes bir gün ölecek Firdevs. Sen de, ben de. Önemli olan ölene kadar nasıl yaşayacağımız."
"Nasıl yaşayacağız? Yaşam çok zor."
"Yaşamdan daha sert olmalısın Firdevs. Yaşam çok sert. Gerçekten yaşayanlar yalnızca ondan daha sert olanlardır."