“Bazı ördekler diyorlar ki ölünce Melek oluyormuşsun ve bir bulutun üzerine oturup yukarıdan dünyayı seyrediyormuşsun.”
“Mümkündür,” dedi Ölüm. “Kanatlarınız var sonuçta.”
“Bazı ördekler de diyorlar ki yerin altında, çok derinlerde bir cehennem varmış. Eğer hayatta iyi bir ördek olmadıysan seni buralarda kızartıyorlarmış.”
“Siz ördeklerin ne kadar tuhaf hikayeleri varmış böyle. Ama kim bilir, olabilir tabii.”
Bir hayatım daha olsa korkmadan dokunmak için yaşardım onu. Bir keklik beslerdim ellerimle. Varsın uçsun sonunda. Bir çiçek büyütürdüm varsın solsun sonunda. Bir omuz ısıtırdım varsın gitsin sonunda. Dokunurdum, ben eriyene dek. O eriyene dek. Biz hiçleşip karışımcaya dek bu derin boşluğa dokunurdum. Ama yok. Bir hayat daha yok.
İnsan kendini her yere taşımakta mükellef olduğunda bazen tek kişilik randevularda bile kavuşmak güçleşir. Bir yanımız erken gelirken öbür yanımız geç kalabilirdi.
Neticede birinin kimliğiyle ilgili şüphe duymakla varlığıyla ilgili şüphe duymak aynı şey değildi. İlki karşınızdakini güvenilmez biri yapardı. İkincisiyse sizi.