Kolayına kaçıp birbirinden farklı insanları aynı kefeye koyuyoruz, gene kolaylık olsun diye onlara cinayetler, toplu eylemler, ortak görüşler yüklüyoruz - “Sırplar katliam yaptı…”, “İngilizler yağmaladı…”, “Yahudiler el koydu…”, “silahlar ateş verdi…”, “Araplar reddediyor…” filan ya da halk hakkında “ çalışkan, becerikli, tembel, kuşku verici…” diyerek duygusuzca yargılarda bulunuyoruz ve bu kimi zaman bu kanla sona eriyor.
İstisnasız her insan karma bir kimlikle donanmış; unutulmuş çatlakları, hiç akla gelmeyen dallanmaları ortaya çıkarmak ve kendisinin karmaşık, biricik olduğunu, yerinin başkası tarafından doldurulamayacağını keşfetmesi için kendi kendine birkaç soru sorması yeter.