Viktor Hugo daha gençlik yıllarında bir idama şahit olur ve yıllar sonra eleştiri niteliğinde bu kitabı yazar. Kitap mahkumun dilinden son anlarını bize aktarır. Dönemin devlet anlayışına (O dönemde Fransa’da giyotin ile cezalandırmalara başvuruluyordu) ve halkın adeta dizi izlermişçesine şak şakçılığına eleştiri yapıyor.
Kitapta mahkumun kızına yazdığı bir mektup vardı ki kalbimi bıraktım o kısma… Alın okuyun, okutun…
Tanrım! Hapishane, ne kadar yüz karası bir şey! Orada her şeyi kirleten bir zehir var. Orada bir kuş buluyorsunuz, bakıyorsunuz, kuşun kanadı çamur içinde; elinize güzel bir çiçek alıp kokluyorsunuz: Pislik kokuyor.
Giyotin, bir infaz aygıtı olmanın da çok ötesinde anlamı açık bir simge özelliğine bürünmüştür. Bir toplumun yaşatıcı olduğu kadar öldürücü de olabileceğinin simgesi…