Fakat sonrası yokluk değil.Geniş alemlere açılan bir kapı .Mü'min için rabbine kavuşma vakti.
Mazinin sevimli güzel insanlarına bizi ulaştıracak bir pasaport...
"Yanıma âmâ geldi diye yüzünü ekşitip döndü.
Nereden bileceksin, belki de o günahlarından arınacaktı.
Yahut öğüt alacak ve o öğüt kendisine fayda verecekti.
Sana koşarak gelen ve Allah'tan korkan kimseyi ise ihmal ediyorsun."
Benim için geceyle gündüzün farkı yok sandınız öyle mi ?
Nasıl olmaz geceyle gündüzün farkı dostlarım?
Gündüzlerde hareket vardır, insanlar çalışır.
Geceleri ise ben kendimi dinlerim,
Sessizliğin sesini
Kabuğuna çekilen mahlûkatla beraber.
Benim için rüya yoktur sandınız, öyle mi?
Nasıl olmaz rüya dostlarım, rüya nasıl olmaz?
Rüyayı yalnız görüntüdür mü sandınız?
Ellerimin dokunuşlarını,
Kulaklarımın işitişlerini,
Umutları,korkuları rüyada hep yaşarım ben,
Tıpkı uyanıkkenki gibi,
Gözle görmeden bahar nasıl yaşanır, öyle mi?
Nasıl yaşanmasın ki bahar dostlarım,
Çiçeklerin kokusu gözle mi görülür?
Kuşların cıvıltısı gözle mi işitilir?
Nisan yağmurunun zevkini gözlemi tadarsınız?
Siz,gözlerinizle mi hissedersiniz ferahlığı?
Rüzgara binmiş sevgileri,
Yürek hisseder dostlarım.
Hayattan memnunsa bir insan.
Gören de bir görmeyen de.
Bulamıyorsa huzuru,
Görende bir görmeyen de
Güzel ahlak sevilir elbet,
İnsanda varsa merhamet
Gören de bir görmeyen de.
Sevilmez hiç çirkin,gizli,
Bir insan ki kötü sözlü,
Hele ki bir de iki yüzlü,
Gören de bir görmeyen de.
Ayrılık herkese acı,
Sağlık hepimizin amacı,
Dünya fani ve geçici,
Gören de bir görmeyen de.
Dili tatlı sölüyorsa,
Kalpte iman kaynıyorsa,
Yolu hakka varıyorsa,
Gören de bir görmeyen de..
Kimi Tuna boylarında, Kimi Afrika'nın uçsuz bucaksız çöllerinde, kimi Tanrı Dağları'nın eteklerinde, kimi öavi gökler ülkesinin lacivert gecelerinde, kimi okullarının bahçesinde öğrenci cıvıltıları arasında yatıyor...
Ellerine bavullarını alıp gözlerini ideallerinin ufkuna dikerek arkasına bakmadan giden bu güzel, bu yiğit insanlar bu adanmış ruhlar, küheylanlar gibi koşturmayı vazife bilmişlerdi
Bu yiğitler, dünya adına hiçbir plan yapmadılar. Ruhunu,kalbini,akkını,bedenini ve servetini; samimiyet ve iyi niyetle yoğurarak gönül verdiği gaye-i hayal uğruna harcamayı ve nihai noktada da işte bir canım kaldı " buyrun sizindir " demeyşii şeref bildiler.
Gök ekin gibi ömürlerinin baharında biçilmiş bu yiğitler, bir cemre gibi toprağın bağrına düştükleri ülkeleri, güneş gibi aydınlatacaklar: Ali Aytekin, Bilal Kaya, Hakan Duran, Bilal Yaldız, Celal Ergüder, Kadri Fidanoğlu, Hakan Usta ve diğerleri...