Her gün, cesedine biraz daha benziyor. Tecrübe dedikleri bu işte. Tecrübelerin, ölüm koktuğunu sık sık düşünmem de bu yüzden; onların son savunmasıdır bu.
Ben geçmişimi nerede saklayacağım? Geçmişinizi cebinizde saklayamazsınız; onu koyacak bir eviniz olmalı. Benim gövdemden başka bir şeyim yok; yapayalnız bir adam salt gövdesiyle anıları saklamaktan keyif alamaz. Anılar üzerinden geçip gider onun. Ama yakınmamalıyim: Sadece özgür olmayı istemiştim ben.
Öyleyse serüven duygusu, zamanın geri çevrilmezliğinden başka bir şey olmamalı. Öyleyse, bu duyguyu niçin her zaman yaşamıyoruz? Yoksa zamanın geri çevrilmez olmadığı anlar mı var?