Yalan, kendi ruhumuzu sakatlar ve yine kendi şahsiyetimizi baltalar. Başkalarının, hakikati tanıma hakkını çiğner. Yalan söyleyen, hem kendine hem da başkalarına saygısı olmayan insandır.
Dinî yaşayışı, yalnız ibadetlerin yapıldığı zamana sığdıranlar yanılıyorlar. İbadetler, irademizin yapısına sindikten sonra bizi hayatın her safhasında, evde, okulda, işte, oyunda ve savaş yerinde bile idare edebilmelidirler. Böyle olmayan ibadet, boş bir yorgunluk, belki de gösteriş veya korku vehminin harekete geçirdiği bir otomatlıktan başka bir şey değildir.