Stanford Üniversitesi'nin ünlü doktoru Psikiyatr David Burns depresyonla doğal üzüntü arasındaki farkı şöyle izah ediyor: "Depresyondaysanız, olumlu olan her şeyi filtreleyen bir gözlük takmış olursunuz. Artık bilincinize takılan her şey olumsuzdur. Bu 'zihinsel filtre'nin farkında olmadığınız için her şeyin gerçekte de olumsuz olduğuna kanaat getirirsiniz. Bu işlemin teknik adı seçici odaklanmadır. Sizi gereksiz acılara sürükleyen kötü bir yaklaşımdır bu... Sağlıklı üzüntü ile depresyon arasındaki fark nedir? Ayrım çok basit... Üzüntü; yaşanan olumsuz bir olayı çarpıtmadan tarif eden, gerçekçi algılar tarafından meydana getirilen, normal bir duygudur. Depresyonsa, daima, bir şekilde çarpıtılmış düşüncelerin neden olduğu bir hastalıktır."
Filozof Max Stirner, Eğitimimizin Sahte İlkesi adlı denemesinde kullandığı 'kafadaki tekerlek' metaforuyla günümüzdeki eğitim tarzını eleştirir. Modern eğitimin kafada bir tekerlek olduğunu ve insanların otoriteye boyun eğmesi için eğitimin kullanıldığını ifade eder. Eğitimin insanda yapacağı etki, bilgide seçme eylemini sağlamak olmalıdır ona göre. Stirner, bu noktadan yola çıkarak 'bireye sahip olan düşünce' ve 'düşünceye sahip olan birey' ayrımını ortaya koyar. 'Düşünceye sahip olan birey' düşüncesine hâkimdir ve iradesiyle seçer düşüncelerini. Ancak 'bireye sahip olan düşünce' söz konusu olduğunda, kişi tutsaktır ve kendisine hükmeden düşüncelerin etkisinden kurtulup özgürce hareket edemez.
Okulu sevmek, öğretmeni sevmek için yeterli koşul değilse de, öğretmeni sevmek, okulu sevmek için kafidir. Kainat bir okulsa, Rab esması onun muallimi gibidir.
Toplumlar da felaketler vesilesiyle zaten kendilerinde mevcut bulunan ancak açığa çıkma imkânı bulamamış yetenekleriyle tanışırlar. Tohumlar halinde bulunan istidatlar musibetlerle yeşerir ve güzelleşmeye başlar. Keçi, cesaretinden değil, korkusunun tetiklediği güçle kurda saldırabilmektedir. Tavukta aslana saldırma potansiyeli vardır ancak bu sadece yavrusunu tehlikede gördüğünde ortaya çıkar. İnsan bir şeye ihtiyaç duyduğunda veya bir tehlikeden ürkmeye başladığında onun gizli yetenekleri, istidatları, potansiyelleri ortaya çıkmaya başlar. Bir şeyi elde ettiğinde değil, onları kaybettiğinde, onlara muhtaç duruma düştüğünde gerçekleşir bu hal. Cibran'ın ifadesiyle: "Sessiz tohum, bülbül onu yutunca aşk şarkılarına dönüşür."